
Hosted by Başka Bi' Cumartesi · TURKISH

Bu bölümde güneşli bir Mayıs gününde, gün batımında Akropolis'e ışınlanıyoruz. Plaka'da altın taçlar satan bir satıcının bana "Fazla olmaktan neden korkuyorsun?"sorusu yaşadığım günü hatta hayatı baştan sona değiştiriyor ve Akropolis'te altın bir taçla bir taşın üzerinde otururken tanrıçalardan, mitolojiden ilhamla her birimizin hatta tüm dünyanın fazla olmaktan, kendi olmaktan neden bu kadar korktuğunu düşünüyoruz.Sevgiler,Nisa

Sadece tüketerek, hiç anlamadan, hiç kalbimize bakmadan, bir taşın üzerine başka bir taş koymadım, dünyaya tek bir iz bile bırakmadan yaşamak mümkün mü?Bu bölümde mikrofonumun başına bir gün oturmadan, tüm bu üretme çabalarımın bir gençlik hevesi olduğunu düşünerek mikrofonumu, boyalarımı, fırçalarımı defterimi bazanın altına kaldırdığım ayları anlatıyorum.Son zamanlarda hayat çok tatsız tuzsuz hissettiyorsa bu bölüm sizin için <3Sevgiler,Nisa

Bu bölümde 27 yaşımda öğrendiklerimi ve hayattan çıkardığım dersleri anlatıyorum. Umarım size de iyi gelir.Sevgiler,Nisa

Son zamanların ve Gen Z'nin en sevdiğim söylemi "Delulu is the Solulu" cümlesi. Çok seviyorum çünkü mühendis ve aşırı analitik zihnimi çok güzel ters köşeye yatırıyor. "Hadi canım sen de!" diyorum içimden. Çünkü bana göre ölçüp biçmeden, planlamadan ve düşünmeden yaşamak pek de mümkün değil. Bu bölümde içimde hşssettiğim değişimlerden ve pembe rengini çok sevmeye başlamamdan bahsediyorum uzun uzun. Toplumun ve kültürün pembe rengini, aslında feminenliği, hayalperestliği, kendin gibi olmayı koyduğu yerden. Legacy blonde'dan ve aptal sarışınlıktan bahsediyorum.Keyifli dinlemeler <3Nisa

Tarih boyunca insanlar masallarla kolektif bilincin sembollerini anlatıp durmuşlar aslında birbirlerine. Bazen prensesler ve cadılar, bazen cadılar, 40 kapılı odalar, kötü krallar ve kraliçeler... Ben de bu bölümde size Prenses ve Bezelye Tanesi masalını anlatıyorum. Aynı 20 kat yatağın üstünde bile olsa küçücük bir bezelye tanesi yüzünden uyuyamayan o prenses gibi içimize düşen kuşkular, "yanlış yoldayım" hislerimiz, içimize bir türlü sinmeyen ama doğrusu bu diye kendimizi ikna etmeye çalıştığımızı her şeye kulak kabartıyorum aslında.Ne diyor o ses bize?Hepsi ve daha fazlası bölümde, keyifli dinlemeler <3

Hiç kimsenin gelip de "Gel canım, bu yer, bu zaman, bu para senin. İstediğin gibi harca, sevdiğin şeyleri yap, hayallerini yaşa." demeyeceği kesin. Peki biz sorumluluklar, görevler, to do listlerle dolu bir hayatta kendimize ne kadar yer açıyoruz? Bu bölümde sorumluluklarla dolu bir bir hayatta kendimiz ve hayallerimiz için nasıl bir yer açabiliriz onu konuşuyoruz.

Yaşadığımız hayatların içerisinde unutmanın çok kolay olduğu bir gerçek var: hayatlarımızın da aynı mevsimler gibi döngülerinin olduğu. Saklandığımız, kendi kabuğumuza çekildiğimiz, yaslar tuttuğumuz, karanlıkta kaldığımız uzun kışlar ve çiçek açmaya, kendimizi göstermeye cesaret ettiğimiz, parlamaktan, her kimsek onu göstermekten korkmadığımız zamanlar. Bu bölümde kendi hayatımın mevsimlerini, bu mevsimlerden geçerken öğrendiklerimi anlatıyorum. Çünkü artık çiçek açma zamanı.Tüm ışığımızla, tüm renklerimizle, kendin olarak. 🌸

Canım ülkemin kendi dertlerimizi bile düşünme fırsatı vermediği bu günlerde, her şey bize zor, karmaşık ve yorucu gelirken, kendimizi güvende hissetmezken, umutsuzken, gelecek kaygısıyla boğuşurken, kendimizi kapkaranlık bir tünelde kaybolmuş hissederken ne yapacağız? Bu bölümde sizlere ama en çok da kendime içimizi aydınlatacak olan o ışığın bizim ellerimizde olduğunu anlatıyorum.Umarım iyi gelir, keyifli dinlemeler <3Sevgiler,Nisa

Bu bölümde hayatta en çok aldığım soruları cevaplıyorum: Nasıl tek başına seyahat ediyorsun? Korkmuyor musun? Buna nasıl cesaret ettin? Neredeyse 6 yıldır tek başıma seyahat ediyorum ve saymadığım kadar çok ülke gezdim bu süre boyunca. O yüzden bu bölümde sizleri hayatımdaki ilk tek başıma seyahatime ve Belgrad'a götürüyorum. Skadarlija'da bir barda mum ışığında oturup sorduğunuz tüm soruları da cevaplıyorum elbette :) Bölümde bahsedilen bar; Red Bar,Skadarlija https://www.google.com/maps/place/Red+bar/@44.8173906,20.4612565,17z/data=!3m1!4b1!4m6!3m5!1s0x475a7ab159c8d70d:0xbcafee0b9dd54e40!8m2!3d44.8173906!4d20.4638314!16s%2Fg%2F11c0qx5p5j?entry=ttu Başka Bi' Cumartesi'yi instagramdan takip etmeyi unutmayın! https://www.instagram.com/baskabicumartesi/ Sevgiler, Nisa

Bu bölümde akşamüstü Kopenhag'ta bir Jazz Bar'a ışınlanıyoruz. Dünyanın en ünlü restoranın bulunduğu, tasarımda, mimaride ve gastronomide çığır açan bu şehirde yaratıcılığın peşine düşünüyoruz. Neden bazı insanlar daha yaratıcı ve yaratıcı olmak için neler gerekiyor aslında? Dünyanın en huzurlu ve güvenli şehirleri listelerinde her zaman ilk sıralara giren bu şehirde yaratıcılık ve psikolojik güvenlik arasındaki bağlantıyı sorguluyoruz. Kaynakça: https://lup.lub.lu.se/luur/download?func=downloadFile&recordOId=4058258&fileOId=4058259 Bölümde bahsedilen bar; Palea Bar,Kopenhag https://www.google.com/maps/place/Pal%C3%A6+Bar/@55.6812639,12.5810834,17z/data=!3m2!4b1!5s0x46525319d1681f75:0xc55b086873280d34!4m6!3m5!1s0x46525319d1907c81:0x9d96f81e2930b025!8m2!3d55.6812639!4d12.5836583!16s%2Fg%2F12hljwrk6?entry=ttu Başka Bi' Cumartesi'yi instagramdan takip etmeyi unutmayın. https://www.instagram.com/baskabicumartesi/ Sevgiler, Nisa