Loading summary
A
90'lı yılların ortalarında gazete ve dergilerde teknoloji konulu yazılar yayınlamaya başladım. Bu bölüme nasıl bir malzeme çıkar diye eski defterleri karıştırayım dedim. Gazetedeki ilk yazımın konusu PC toplamaymış. Şimdi bu terime aşina olmayanlar için hatırlatayım. Bilgisayar yakın bir döneme dek sahip olmak isteyenlerin parça parça toplayıp evde kendi kendine birleştirdiği, dolayısıyla her ayrıntısını kendi belirlediği bir cihazdı.
Böyle markalı hazır bir bilgisayar yalnızca kurumsal müşterilere has bir beklentiydi. Bu toplama faaliyeti yüzünden hangi parçanın diğer hangi parçalarla uyumlu ya da uyumsuz olduğunu bilmek bile hayatı önem taşıyordu. Cep telefonlarının henüz sadece konuşmak için kullanıldığı yıllardı ve hızla yaygınlaşan mobil cihazlar ile internetin nimetlerini birleştirmek için dev bir kitle harıl harıl çalışıyordum. Bugün geldiğim seviyeyi anlatmaya gerek yok. Kesin olan tek şey, cebimize yerleşen o cihazlarla 2000'lerin başında akıllı demek için biraz aceleci davranmışız.
Görünen o. Öyle ya da böyle mobil hizmetler ve cihazlar bilişim sektörünü tamamen değiştirdi. Artık taşınmayan ve... Bir yere sabit hiçbir cihazın, hiçbir hizmetin hayatımızda yeri yok gibi. Milyarlarca insan internetle akıllı telefonlar sayesinde tanıştı ve çoğunun bir bilgisayara asla ihtiyacı olmayacak.
Yapay zeka ile yeni bir döneme giren yaşamımız artık endüstriden tarıma, eğlenceden savunmaya, akla gelen her anlamda, her ayrıntıda bağlı olmaya ve veri iletişimine ihtiyaç duyuyor. Tabii yumurta ve tavuk mantığında kaybolmak gayet mümkün ancak mobil erişim hızının ve band genişliğinin ondan alacaklarımızı da tanımladığı, şüphesiz hangisi hangisini besliyor, o ayrı mesele. Addini Aşağı Yaşam Rehberi'nin bu bölümünde konuğu, mobil iletişim sektörünün küresel ölçekli operatörü Vodafone'un Türkiye CEO'su Engin Aksoy. Kendisiyle bu hızlı ve heyecan verici sürecin ayrıntılarına bakacağız. Hoş geldiniz Engin Bey.
Hoş bulduk, teşekkürler.
Her bölümün başlangıcında bahsedeceğimiz konularla ilgili böyle kavramlar sıkça tekrar etme ihtimalimiz bulunan sözcüklerden bahsediyoruz. Bugün hiç şüphesiz yapay zekadan bahsedeceğiz. Bunun fırsatıyla da benim için önemli olan... Bazen gözümüzden kaçan bir ayrımdan bahsetmek istiyorum. Akıl ve zekadan.
Şimdi akıl Arapça bir sözcük tahmin edeceğiniz üzere. Kontrollü düşünme yeteneği, sağduyu ve itidali anlatıyor. İtidal de böyle çok kullandığımız bir terimdir. Eskiden daha sık duyardık. Türk Dil Kurumu şöyle açıklamış.
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, US. Ust da önemli değil mi? Bulmaca çözenler bilir. Us, uslu. Ne demek?
Akıllı. Akıl, akıllı. Bir şeyi başka bir şeyden ayırt etme gücünü temsil ediyor. Akıl. Zeka ise, o da Arapça bir sözcük.
Zihin pırıltısı, keskin kavrama yeteneği demek. Yani zihin... de içeriyor yani zihin ne demek aklın anlama yeteneği türk dil kurumu zekayı şöyle anlatmış insanın düşünme akıl yürütme öğrenme kavramları ve nesneleri zihinde canlandırabilme objektif gerekçeleri algılama yargılama sonuç çıkarma bedeni kontrol edebilme duyguları doğru algılayabilme değerlendirebilme icat edebilme gibi yeteneklerinin ve becerilerinin tamamı Bir de tabii eş anlamları var. Anlak Anlak, Öztürkçe dirayet, feraset. Bir de şey var.
Zeka deyince hatırlarsınız, bilirsiniz. Gerzek diye bir tabir var. Gerzek de. Merhum, rahmetli oyuncumuz Ayşen Guruda'nın Türkçe'ye hediye ettiği bir sözcük. Gerzek.
Geri zekalının ilk üç harflerinden oluşuyor. Çok güzel bir türetme. O da böyle anmış olalım kendisini de. Yapay zeka diye bir şeyden hani çok bahsediyoruz ya. Mesela ilginç.
Yapay zeka var, yapay akıl yok. Demek ki akıl başka, zeka başka. Biz şimdi zekanın organiğinden ve yapayından da bahsedeceğiz bugün ister istemez ama şu en temel ayrıntılarla bir tabanı oluşturalım istiyorum. Türkiye 5G ile tanıştı. Bence biraz geç de tanıştı ama çok onunla birlikte duyduğumuz iki kavram var.
Onları bir anlatmanızı istiyorum. Hız ve band genişliğini ne tabir ediyor ve neden önemli bu iki kavram? Teşekkür ederim. Tabii çok kullanılan kavramlar ama anlamı çok geniş kilitlilerce bilinmiyor. Tabii internet hızı ve band genişliği aslında internetin kalitesini ve performansını belirleyen.
internet hızı dediğimizde herhangi bir cihazdan, akıllı cihazdan, bilgisayardan, cep telefonunuzdan, evinizdeki bir akıllı içine sim tarzı olan bir sensör olabilir. O sensörden internet sunucusuna veri iletiminin hızını belirliyor. Yani bir örnek veriyorum, bir gazetenin bir sayfasına bağlanıyorsunuz. bir şey nokta.com.tr, o.com.tr adresiyle sizin cihazınız arasındaki veri transferinin hızına aslında biz internet hızı diyoruz. Band genişliği de basit bir analoji ile anlatmak gerekirse aslında otoyoldaki şerit sayısı diyebiliriz.
Yani ne kadar fazla şerit olursa, bant ne kadar geniş olursa, trafikte o kadar rahat akıyor. Biraz kapasiteyi gösteriyor. Yani ne kadar araç oradan geçebilir? Yani ne kadar kişi veri kullanabilir? Onu gösteriyor.
Bant genişliğiyle hız dolayısıyla aynı kavramlar değil, farklı kavramlar. Ama yine de şunu da diyebiliriz tabii ki band genişliği hızın ulaşabileceği maksimum kapasiteyi de belirleyebilir. Çünkü trafik çok dolu oldu da ne kadar çok şerit varsa o kadar çok, o kadar rahat, hızlı trafiğin akması gibi diyebilirim. Şimdi siz söyleyince hiç o açıdan düşünmediğimi düşündüm. Hani bu şeritler çoğalınca teorik olarak trafiğin daha rahat takacağı söylenir ama asla öyle olmaz ya.
Mutlaka o şeritlerin hepsi doğalar ve daha fazla şeride ihtiyaç duyuyoruz. İnternetin bu sonsuz hız ihtiyacı da belki de bundan kaynaklanıyor. Peki tam oradan devam edelim. Şimdi bu 5G meselesinde... Hızı çok duyuyoruz da sahiden yani pratikte ne ifade ediyor?
Bu gündelik kullanıcı için mesela, bireysel kullanıcı için daha hızlı bir internet erişimi ne sunuyor bana, ne var? Şimdi öncelikle şunu söyleyelim. Daha az önceki yine analogiden gideyim. Trafikte daha hızlı gitmek istiyor muyuz veya nereye kadar hızlı gidebiliyoruz? Bir de burada fiziksel kısıtlar var tabii ki.
Şimdi Türkiye hız olarak hep konuşuluyor ya, Türkiye internet kalitesinde ve hızında dünyada nerede diye. Aslında Türkiye mobil iletişime baktığımızda kapsam olarak çok ileride olan bir ülke. Zaman zaman şikayet etsek de. Fakat internet hızında oldukça gerilerdeydik. 5G ile beraber 50 basamak birden sıçradık ve bugün ilk 20'ye girdik.
Dünyada internet hızı olarak 5G lansmanından sonra. Peki bu kullanıcı için ne ifade ediyor? Çünkü şunları da duyuyoruz. Evet, internet çok hızlandı diyen de var. Ya benim hayatımda çok bir şey değişmedi diyen de var.
Ben biraz rakamlarla anlatayım. Biraz da ne bireysel kullanıcıda ne değişti onu anlatayım. 5G ile beraber internet hızında yirmi kata varan artışları gördük. Yani bazı müşterilerimizin, kullanıcılarımızın öncekine oranla yirmi kat fazla internet hızına sahip olduklarını gördük. Peki bu anlamlı mı?
Ne durumlarda anlamlı oluyor? Bir video yüklüyorsanız, mesela bir film yüklüyorsunuz, havalimanındasınız. Dediniz ki ben uçakta bir film seyretmek istiyorum. Bilmeden önce bir film indireyim. 4G teknolojisiyle on dakikada indirebileceğiniz bir filmi, 5G teknolojisi o alanda var ise, on saniyede indirebiliyorsunuz.
Burada gerçekten 5G'nin farkını bireysel kullanıcı hissedebiliyor. Ama siz video yüklemek veya indirmek değil de daha çok seyirciyseniz, Ki kullanıcıların %90'ı aslında seyirci. O zaman belirli hızlar yeterli oluyor. Mesela 4K ile bile izleseniz bir videoyu, ki 4K ile izleyen çok az. 20 megabit hız yeterli.
Bu da şu demek, yeterlinin ötesinde. 21 megabit veya 30 megabit veya 50 megabit ile bir şey hissetmiyorsunuz kullanıcı olarak. Onun için bazen kullanıcılarımız şunu söyleyebiliyor, ben bir şey hissetmedim. Eğer gerçekten hissetmediyseniz, bunun iki sebebi vardır. Ya zaten mevcut internet hızınız sizin izlediğiniz şey için yeterlidir ve yeterli kalitede izliyorsunuzdur.
Ya da yeterli değilse de ve sıkıntı yaşıyorsanız da bulunduğunuz yerde bir 5G yatırımı da yapılmamıştır ve halen de sıkıntınız devam ediyordur. Ama Türkiye genelinde baktığımızda bunun şu anda çok az olduğunu görüyoruz. Yani bizim kullanıcılarımızda 1 Nisan'dan bugüne kadar... Ortalamada üç katı geçen bir artış oldu hız artışı. Tüm kullanıcı bazınıza baktığımızda bu yirmi kata kadar da çıkıyor.
Bunu söyleyebilirim. Mesela bin yirmi pi ile izliyorsanız. Bin seksen. Bin seksenle pardon izliyorsanız beş megabit hız yeterli. Yani yirmi megabit hızda farkı hissetmiyorsunuz.
Eğer yedi yüz yirmi ile hissediyorsanız üç megabit hız yeterli. Dolayısıyla 3 megabit ise zaten neredeyse Türkiye'nin her yerinde var. Dolayısıyla o zaman 5G'nin farkını hissetmiyorsunuz. Ama o lokasyonda bir video yükleyecekseniz veya oyun oynuyorsanız, mesela eş zamanlı müdahale etmeniz gerekiyor ya iki nokta arasında birisiyle oyun oynuyorsanız, işte o zaman o farklar görülüyor. Tabii endüstriler ve kurumsal hayat çok farklı.
Ben bireysel tüketicinin hayatından bahsettim. Teknik konulara girmeyeyim istiyorum. Çok benim için de iştahlı ama girmeden de edemiyorum. Şimdi demin bahsettiğiniz konu önemli. Aslında Türkiye'nin bu internet hızının artmasından söz ettiniz.
Orada altı çizilmesi gereken bir konu. Hani izleyicilerimiz, dinleyicilerimiz de farkındadır mutlaka ama hatırlatmış olalım. Bizim baz istasyonuyla olan ilişkimiz işin bir tarafı baz istasyonunun internet omurgasıyla olan ilişkisi. O zaman anladığım kadarıyla bu 5G vesilesiyle fiber ve benzeri daha hızlı altyapı yatırımları da güncellenmiş oluyor değil mi? Tabii.
Fiber veya da aslında 5G nedir? Bir yazılım. Bazı sitasyonların üzerine yeni kartlar koyuyoruz. Öyle diyeyim. Yine basitleştirerek anlatayım.
Ve yeni frekanslar açılıyor. Yani operatörlere deniyor ki artık iki tane temel frekans var. Birisi 700 frekans, birisi 3500 frekans diyoruz. Bunları kullanabilirsiniz. Yani yeni yollar açılıyor aslında.
Üçüncü köprü gibi. Üçüncü köprüyü size veriyoruz diyorlar. Evlerimizdeki yönlendiricilerde hani 2.4, 5 GHz şeyleri gibi. Evet. Peki bir yandan da şimdi sizi dinliyorum.
Yani yanlış anlamazsınız. Deterjan reklamları ben yarım asrı devirdim bu gezegende. Kendimi bildim bileli deterjan olayında beyazlar daha beyaz, renkler daha canlı. Hani biz kırk yıl önce neye beyazlıyorduk acaba diye düşünüyorum. Şimdi bakıyorum.
Hani herkes 5G ve benzeri söylemlerde de aynı şeyleri, aynı vaatleri sunuyor gibi. Biz neye göre kararımızı oluşturmalıyız ya da neleri kriter almalıyız? Evet, şimdi tabii şöyle bir şey var. 5G en yeni mobil teknoloji. Dolayısıyla tüm operatörlerin verdiği hizmet kalitesini yükseltti.
Hem hızlı olarak hem kapasite olarak ve bir gerçek. Yani herkes bir Nisan'dan öncesine göre daha iyi bir hizmet veriyor. Ama nerede farklılaşabiliyor? Bizim şöyle bir iddiamız var, birkaç iddiamız var. Bunlardan bir tanesi global tecrübemiz.
Aslında 5G'nin hangi uygulamalarda daha verimli kullanıldığını, tüketicilerin hangi uygulamaları tercih ettiğini hem bireyselde hem kurumsalda görüyoruz. Örneğin 5G teknolojisi ile beraber aslında kampüslere yönelik, fabrikalara yönelik, limanlara yönelik özel ağlar oluşturabilirsiniz. Sadece o kullanıcıların yani örnek veriyorum bir fabrikaya özel bir ağ oluşturuyorsunuz. Sadece o fabrikada çalışanlar ve oradaki makinelerin bağlı olduğu bir ağ. Oraya özel bir ağ.
Dolayısıyla çok daha hızlı hizmet verebiliyor. Biz bunu mesela limanlar için yapıyoruz. Dünyanın en büyük limanlarından birisi işte Pire Limanı. Pire Limanı, Vodafone'un 5G NPN teknolojisiyle donatılmış durumda. Ve oradaki verimliliği çok arttıran bir uygulama.
Şimdi bizim oradaki tecrübemiz var. Neye ihtiyaç olduğunu, nelerin kullanıldığını, nelerin kullanılmadığını, nerelerde verimlilik yarattığını biliyoruz. Onun için şimdi Türkiye'deki limanlarla görüşüyoruz. Türkiye'de bu ağları kurmaya çalışıyoruz. Bu bizim global tecrübemizin bize sağladığı önemli bir avantaj.
İkincisi, biz dedik ki uzun yıllardır 5G'ye hazırlanıyoruz. 5G'nin gelmesi için de uzun yıllardır mücadele eden ve bunu talep eden tek operatörüz aslında. Dedik ki 5G'ye beş yıldır hazırlanıyoruz. Dolayısıyla da lansman yaptığımız gün itibariyle, bunu da çok sık söylüyoruz ama doğru bir söylem ya bir iddia değil. Çünkü elimizde, Vodafone'un da ülkelerde operasyon olduğu için elimizde veri var.
Biz Almanya'nın beş yılda geldiği noktaya, Türkiye'ye birinci gün itibariyle gelmiş olduk. Bugün Türkiye'nin 81 ili ve 922 ilçesinin tamamında 5G'yi müşterilerimize sunuyoruz. Yani kapsama aslında. Bu da neyi sağlıyor? Daha kaliteli internet.
Bazı yerlerde yirmi kat, bazı yerlerde üç kat daha az internet sağlıyor. Üçüncüsü de aslında biraz kişiselleştirme. Biz belki yapay zekayı konuşurken de değiniriz. Müşterilerimizin hangi uygulamayı daha çok kullandığını, nerelere daha kaliteli hizmet istediğini tespit edip kişiselleştirilmiş servis kullanıyoruz. Örnek veriyorum, siz sadece veya en çok Spotify kullanıyorsanız...
Uygulama olarak diyoruz ki Serdar Bey Spotify'ı kullanırken öncelik verilirsin. Serdar Bey'in Spotify'ı kusursuz çalışsın, hızlı internette olsun. Kişiselleştirilmiş deneyim sunuyoruz. Yani aslında aklıma ilk gelenler bunlar diyebilirim, farklaşma iddiası. Ama herkes daha hızlı, herkes daha iyi kalitede hizmet veriyor.
Ama biz bu noktalarda ayrıştığımızı düşünüyoruz.
Şimdi açıkçası da dediğim gibi Türkiye'nin 5G ile dünya lansmanları miladı düşündüğünde geç tanıştı ama sizin dedemin dediğinizi düşünüyorum hani bu sayede belki Almanya'nın 5 yıllık tecrübesini sürecini Bir haftada, bir günde yaşamış olduk. Teknolojiyle geç tanışmanın bazen böyle avantajları var, bazen dezavantajları var. Biz hangisinden nasiplendik? Çünkü birçok problemin pürüzünde giderilmiş olduğu bir döneme denk gelmiş olabiliriz. İyileştirmelerin, güncelleştirmelerin yapıldı.
İyi mi oldu, kötü mü oldu? Şimdi şöyle artık öncelikle lansman yapıldığı için daha çok pozitif taraflarından bahsedelim. Şöyle söyleyeyim. Az öncesinde söylediğiniz gibi bir teknoloji tabii sürekli gelişiyor. Birinci versiyon oluyor.
Aynı cep telefonumuzdaki güncellemeler gibi ikinci versiyon, üçüncü versiyon oluyor. Biz 4G lansmanını yaptığımızda işte 18. versiyonuna gelmiştik. Onun için hatta 4,5G dedik. Bugün de 5G'de tabii ki 5G teknolojisi çok gelişti zaman içerisinde.
Dünyada ilk çıktığı halden daha güncellenmiş halde bu yazılım, öyle söyleyeyim. Dolayısıyla daha modern bir 5G altyapısına sahibiz, birincisi. İkincisi, uzun yıllardır da hazırlandığımız için birinci günden, o işte Almanya'nın beş yılda yapabildiğini biz birinci günden yapabildik. Çünkü zaten üç, dört yıldır buna hazırlanıyorduk. İkinci avantajı bu oldu.
Üçüncü avantajı şu oldu. 5G cihaz ekosistemi, yani 5G'yi kullanabilmek için tabii cihazlarınızın 5G'ye uyumlu olması lazım. Beş altı yıl önce 5G'ye uyumlu cihaz çok azdı. Bugün baktığımızda bizim müşterilerimizin üçte birinde 5G uyumlu cihaz var. Hala üçte ikisinde yok ama üçte birinde var.
Ama beş altı yıl önce lansman yapan ülkelerde bu oranlar yüzde beşlerde filandı. Çünkü 5G uyumlu cihaz yoktu. Aslında 5G kullanmaya başladılar ama 5G'yi kullanacak vatandaş sayısı çok azdı. Bunlar aslında biraz sonradan kullanmaya başlamamızın, geç kullanmaya başlamamızın avantajı. Dezavantajı nedir?
Az önce bir Yunanistan'daki liman örneğini verdim. Kurumlar teknolojiyi ne kadar hızlı adapte ederlerse, verimlilikler o kadar hızlı artıyor. Biz tabii kurumların hayatına 5G'yi geç sokmuş olduk, daha geç sokmuş olduk. Bu artık önümüzdeki dönemde bu açığı kapatmak için varmıcımızda çalışacağız, öyle söyleyeyim. Tabii yani üçte bir uyumlu cihaz sahipliği, yani cihazdan kastığımız telefon, akıllı telefon, ağırlıklı olarak tablet falan vardır tabii.
Demek ki alınacak bayağı yol var. Şansımıza da... Yapay zeka sektörünün çip açlığından kaynaklı çip krizine ve inanılmaz fiyat artışlarına denk geldi. Artık cihaz yenilemek de ciddi bir külfe dönüştü. O zaman hazır anmışken şu yapay zeka meselesine de gelelim.
Hani bir akademik çalışma olarak 1950'lerden 60'lardan beri hayatımızda da böyle bir ürün olarak karşımıza çıkması 5 yaşına girmedi bile. Fakat geldiğimiz noktada hepimizin malumu. Siz nasıl görüyorsunuz bu gelişmeyi ve mesela en başta sizin sektörü nasıl yansıyor? Siz kendi yapınızda nasıl kullanıyorsunuz? Şimdi tabii dünya pek çok devrimi yaşadı.
Tarım devriminden başlayarak işte diyelim sanayi devrimi diyelim. Dijitalleşmenin ilk dönemi diyelim. Bunların hepsinde aslında teknoloji, o dönemin teknolojisi elektrik diyelim. Bunların hepsi dönemini dönüştürdü. Ama dönüştürürken hep insan unsuru çok öndeydi.
Teknoloji insana çok yardım etti ama kontrol yüzde yüz insandaydı. Şimdi yapay zekanın hayatımıza girmesiyle beraber aslında insanla teknolojinin ilişkisi de değişmeye başladı. Yani teknoloji tamamen insanın kullanımına bağlı bir şeyken yine öyle. Ama artık insanın rolünü değiştirmeye başladı. Daha hızlı dönüştürmeye başladı.
İşte siz de açılışta bahsettiniz. Zeka... zekayı makinelerin kullanmaya başladığı veya yazılımların kullanmaya başladığı bir dünyada insanın rolü nasıl değişiyor? İnsanın yeni rolü nedir? İnsan teknolojiyi nerede kullanacak?
Nerelerde teknoloji insana aslında bir destek oluyor? Nerelerde de tamamen yerine geçiyor. Bunlar değişmiş oldu. Yani bu sanayi devrimi gibi devrimler, evet tamamıyla tekrar edilen işleri belki... ...ne diyeyim, ortadan kaldırdı veya insana olan ihtiyacı bazı yerlerde azalttı.
Tamamen insan kontrolündeydi. Bugün geldiğimiz noktada bence yapay zeka ile beraber insan kontrolü... ...daha sınırlı oldu. Artık yüzde yüz insan kontrolünde diyemiyoruz. Çünkü bugün bir...
İşte generatif AI kullanırken, eğer işinize yüzde yüz entegre edip kişilerin yerini almasını düşündüyseniz ve bu şekilde kullanıyorsanız ki bence yanlış kullanımı tabii bu. Artık kontrolü tamamen teknolojiye bırakmış oluyorsunuz. Bence önemli bir farklılığı bu. Ve bunu gönüllü olarak mı yapıyoruz, gönülsüz mü? Ondan tam emin değilim.
Geçenlerde bir makale okudum. The Atlantic... Sitesinde miydi? Tam unuttum ama çok ilginç bir başlığı vardı. Diyor ki insanlar sorumlu olmadıkları bir şeyin sorumluluğunu üstleniyor.
Yani yönetme gücünün olmadığı bir şeyin sorumluluğunu üstleniyorlar. Ve bu hızla her şeyi yapay zeka vekillerine araçlarına devretmemizden ötürü... Şeyi hatırlatıyor mesela belki siz de anımsarsınız bir uçak kazası olmuştur. Airbus düşmüştü ve şey ortaya çıkmıştı göstergenin gösterdiği ile pilotun gördüğü arasındaki sorun pilot bakıyor bir sorunu görüyor ama gösterge sorun yok diyor. Pilot göstergeye güvenmek istiyor.
Çünkü kendine güvenmiyor. Makine daha iyi bilir, diyor. Ve o elim kaza gerçekleşiyor. Yani bu aslında küçük büyük ölçekte belki ilerideki tüm iş süreçlerinde göreceğimiz bir şey. Yani yarın bir gün belki bir çalışanınızın inisiyatif aldığında makineyi dinlediğinden daha fazla tehlike...
üstlenmiş olabilir yani o da çok ilginç bir şey değil mi? Evet, orada yine tabii bizim veya benim görüşüm tabii ki bir insan kontrolünün devam etmesi. Ama şimdi tabii öncelikle bu teknolojinin mantığından başlayalım. Yani biz kendi şirketimizde de teknolojiyi kullanmak için teknoloji kullanmıyoruz. Böyle bir teknoloji var.
Siz mesela ne yapıyorsunuz Vodafone Türkiye olarak? Şimdi hem yaptıklarımızdan bahsedeyim, hem de biraz kültürden bahsedeyim. Hem de işte yapay zekalara ileride büyük katkı sağlıyor. Şimdi teknoloji var diye teknolojiyi kullanmak sonra hayal kırıklığı da yaratabiliyor. Yani istediğiniz sonuçları alamıyorsunuz, sonra da diyorsunuz ki bu teknoloji sonucu gibi değilmiş aslında, bir faydası yokmuş da.
Denebiliyor. Onun için öncelikle biz yani yapay zekâyı konarken şunları şöyle bir sıralamayla girebilir. Öncelikle nerelerde ne ihtiyacınız var? Yani şirket olarak veya bireysel olarak sizin neye ihtiyacınız var? Hangi sorunlarınız var?
Neyi çözmek istiyorsunuz? Neyi iyileştirmek istiyorsunuz? Ondan sonra bu iyileştirmek istediğiniz alanla ilgili elinizde bir veri seti var mı? Çünkü yapay zekayı besleyen aslında veri tabii ki. Biz şanslıyız çünkü operatörler olarak elimizde çok geniş bir veri seti var.
Milyonlarca müşteri, milyonlarca müşterinin anlık hareketleri ve tüm bu anlık hareketleri gözlemleyebilecek ve kontrol edecek altyapı var bizde, kapasite var. Dolayısıyla yapay zekayı kullanmak için aslında elimizde her türlü imkan diyeyim, imkan, ham madde diyeyim. Daha doğru bir ifade oldu. Ham madde var. Bizde bunu öncelikle müşteri deneyimini iyileştirmek için kullanıyoruz.
Ne yapıyoruz? Bizim yapay zeka tabanlı sanal asistanımız var, TOBI. Bugün Türkiye'de en fazla kullanılan sanal asistan, ayda sekiz milyon civarında kullanıcı geliyor yapay zekaya. Bugün verdiği cevaplar ve müşterinin tatmin oranı yüzde doksan beşi geçmiş durumda. Avrupa'da...
Bu platformu kullanıyor Vodafone grubu. Platformun toplam kullanımının yarısından fazlası tek bir ülkeden geliyor. Bu da Türkiye. Yani biz Türkiye'de bunun dil modelini çok geliştirdik ve kullanıcılara da bunu çok anlattık. Uygulamamızın içerisinde bugün bu.
Dolayısıyla müşteri artık çağrı merkezini aramadan çok rahatlıkla... sorununu Toby ile mesajlaşarak halledebiliyor. Tabii ki bu gün geçtikçe daha da gelişiyor. İlk başta sadece gelen şikayet veya taleplere cevap veriyordu. Bugün öneri de yapıyor artık.
Bu yarımda uygulamasına girdiğiniz zaman sanat arslanımız diyor ki, Serdar Bey siz geçen ay internete çok kullanmışsınız. Aslında size daha doğru tarife... Bu buraya geçmek ister misiniz? Hatırlatma yapıyor, sebeplerini de yazıyor. Geçti bir daha diyor, faturanız bu kadar gelmiş, bu kadar interneti kullanmışsınız.
Şimdi bu tarifi kullanmak ister misiniz diyor mesela. Veya diyor ki Serdar Bey, geçen ay gittiniz şu lokasyonda, internet hızınız zayıf. O lokasyona yatırım yapmayı planlıyoruz. Sizi de bilgilendirmek istedik. Veya da kusura bakmayın, orada iyi bir deneyim yaşamadınız.
Size herhangi bir şikayet yapmadan bunu söylüyor. Biz size şöyle bir promosyonla özür diliyoruz sizden diye gelebilir. Bu müşteri deneyimini geliştirmek için kullanıyoruz. İkincisi çalışma arkadaşlarımızın deneyimini değleştiriyoruz. Yani bugün siz müşteri hizmetlerinizi aradığınızda artık bir yapay zeka ekranı müşteri hizmetlerindeki temsilci arkadaşımıza yardımcı oluyor.
Yani sizin daha önceki şikayetlerinizi, sizin sorunuza verilmesi gerekecek cevapları bir ekrandan anında siz konuşurken görebiliyor. Yani öyle kuru bir skript, metin değil. Size özel, evet Saadet Ağabey bu talebinin kaynağı, sebebi budur. Geçmişte böyle bir deneyim yaşamıştır veya daha önce çağrı merkezinde üç defa aramıştır. Şu, şu, şu cevapları verebilirsiniz diye.
O da tabii ki dolaylı olarak müşteri deneyimini de iyileştiriyor. Öte yandan altyapımızda kullanıyoruz. Yani altyapıda ve otomasyonda nasıl? Yani baz istasyonlarımızdaki elektrik kesintilerini önceden tahminleme, arızayı önceden görebilme ve ekipleri ona göre yönlendirebilme. Şimdi...
Önceden nasıl görüyorsunuz? Şöyle, tabii o arızanın oluşmasına sebep olacak bir sürü faktör var. O faktörlerin arttığını gördüğümüz zaman diyoruz ki, burada arıza riski çok yükseldi. İşte kırsal bir bölgede bir baz istasyonu. Hemen diyoruz, ekipler oraya gitsin çünkü burada bir saat sonra çok muhtemelen bir arıza oluşacak.
Diyoruz ve ekipleri önceden gönderebiliyoruz ve anında müdahale imkanı sağlıyor. Onun dışında şirket içerisinde pek çok sürecin, tekrar eden süreclerin tabii ki otomasyonu. Onun dışında da ticari anlamda çok kullanıyoruz tabii ki. Az önce de bir örneğini verdim. Bugün herhangi bir Vodafone mağazasına giderseniz, veya çağrı merkezimizi ararsınız veya Vodafone yanında uygulamasına girerseniz, size özel en az üç teklif görebilirsiniz ve bu size özel tekliflerdir.
Yani bir Vodafone mağazasına girdiğinizde tüm mağaza personelinde bir tablet vardır. Siz cep telefon numaranızı söylediğinizde, size özel derki kullanımınız bu. Üç tane özel teklifimiz var. Size özel cihazınız Serdar Bey 4G'miş. 5G'li cihaz almak isterseniz şu iki modelle siz özel indirim yapacağız gibi...
...ticari anlamda da kullanıyoruz. Aslında işimizin her yerine daha örnekleri çoğaltabilirim. Finansa kullanıyoruz mesela, ne de kullanıyoruz. Şimdi sektör bilgileri açıklanıyor. Borsaya kote şirketler, yatırımcılara açıklamalar yapılıyor.
BTK... Bizim Bilgi Teknolojileri Kurumu, sektörle ilgili bilgileri yayınlıyor. Finance GPT oluşturduk. Mesela oraya ben girip yazıyorum. Diyorum ki, geçtiğimiz son üç ayda şu konularda rakiplerimize göre biz neredeydik?
Neleri yapsak daha iyi olur sence? Veya da sektör nereye gidiyor? Tüm bu analizleri aslında bize bir asistan olarak da kullanıyoruz. Bu da bir küçük bir örnek. İçeriden nasıl kullandığımızla ilgili.
Şimdi CFO düşünsün diyoruz. Peki, bu anlattıklarınızdan şimdi kafamda canlandı. 8 milyonu aşkın aktif yapay zeka kullanıcısı varken bu kadar. Demin andığınız mağazaların trafiği düştü mü? Hiç düşmedi.
O da çok ilginç değil mi? Evet, yani sanal asistandan bahsettim. Vodafone'un yanında uygulaması da Türkiye'de en çok kullanılan 10 uygulamadan biri. Yani bu uygulamaların içerisinde Facebook, Instagram falan da var. Yani o tüm uygulamaları koyduğunuzda en çok kullanılan 10 uygulamadan biri.
18 milyona yakın kullanıcımız var aylık aktif olarak. ve her biri de ortalama yirmi şey herkes giriyor. Çünkü içinde artık çok fazla sadakat programlarımız var, bilgilendirme var, kişi özel teklifler var vesaire. Biz yani özellikle pandemi sonrası bu dijitaldeki yatırımlarımızın da etkisi ve oradaki trafiğin de çoğalmasıyla mağazalara nasıl etkisi olacağını... Merakla bekliyorduk fakat gördüğümüz şey insanlar yine mağazalara gitmeye devam ediyorlar.
Bazı hizmetleri dijitalden inceliyorlar. Yine mağazada bir insandan hizmet alıyor. Tercih edebilirler. Tabii bunda mağazalarımızın yaygın olmasının da etkisi var. Sonuçta mağazaya ulaşmak da çok zor bir şey değil.
Bazı ülkelerde mağaza sayıları çok düşük. İnsanlar mağazalara çok ulaşamıyor veya farklı sebeplerden ulaşamıyor. Ama bizde sokağa çıktığınızda yakın bir noktada bir Vodafone noktası bulabiliyorsunuz. O da bir avantajdır. Tabii.
Daha çok böyle bireysel kullanıcılara baktık. Bu bahsettiğimiz teknolojiler, yapılar kurumsal tarafına getiriyor. Onlar mesela ne reklamlarda bahsi geçiyor, ne sohbetlerde. Onları da isterseniz bir kayda geçirmiş olalım. Tabii kurumsal tarafta şimdi ben Vodafone olarak kendi içimize nerelerde kullandığımızı anlattım.
Yapay zekayı mesela. Şimdi teknolojiyi şirketinizin içerisinde kullanmak sizin verimlilik diyeyim aslında adına. Verimlilik deyince hep böyle maliyet kısmı geliyor aklıma. Maliyet kısmı değil, maliyeti ben daha çok optimize etme diyorum. Hem de geliri büyütme anlamında diyorum.
Teknolojiyi mutlaka işinizde... İyileştirmek için kullanmanız gerekiyor. Biz yapay zeka sayesinde aslında EBITDA'mızın, yani vergi öncesi karımızın yüzde altısı bugün yapay zeka sayesinde geliyor. Bu önemli bir rakam. Sadece yapay zekadan bahsediyorum.
Yani kullandığımız diğer teknolojiler, işte internet teknolojileri, 5G vesaire onları saymıyorum. Kurumların da teknoloji ve verimliliklerini çok arttırmaları mümkün. Biz de onlara destek olmak amacıyla aslında yine terzi usulü, kurumun ihtiyacına göre çözümler geliştiriyoruz. Az önce bahsettiğim bu akıllı kampüs oluşturma, akıllı fabrika oluşturma. Mesela Çerkezköy'de BSH'in ev aletleri fabrikası var.
Dünyadaki en büyük BSH'in ev aletleri fabrikalarına bir tanesi, yanılmıyorsam birincisi hatta. Biz orayı tamamen bir akıllı fabrika haline getirdik. Bu ne demek? O fabrika içerisindeki tüm cihazlar... Anında kontrol edilebiliyor.
Hepsi saniyeler içerisinde, uzaktan kontrolle çalışıyor. Arıza, kalite sorunları anında veri olarak akıyor. Tamamen uçtan uca bir akıllı fabrika haline geldi. Oranın verimliliğini ciddi ölçüde arttırdık. Bunun gibi pek çok çözümü hem 5G teknolojisini sağladı imkanla, hem de bizim siber güvenlik alanına yaptığımız yatırımlarla.
Çünkü yapay zekanın da gelişmesiyle beraber siber güvenlik daha da... önemli hale geldi, hem bireylerin hayatında aslında hem de kurumların hayatında. Burada geliştirilmiş teknolojilerle de kurumların teknoloji ortağı olarak onların verimliklerini arttırmaya hedefliyoruz. Yani biz teknoloji satmıyoruz aslında. Bir müşteriler yolumuz şöyle oluyor, ihtiyacınız ne, sorununuz ne, karlılığınızı nasıl arttıracağınızı düşünüyorsunuz.
Diyorlar ki, şunlar şunları yapabilsek, şu alanlarda verimlilik sağlayabilsek, şu alanlarda maliyeti düşürebilsek veya şu alanlarda müşterilerimizi iyileştirebilsek bizim verimliliğimiz artacak. O alanlara yönelik çözümleri sunuyoruz. Tabii ki burada da 5G çok kolaylaştırıcı bir çözüm. Peki bunları siz Vodafone olarak mı sunuyorsunuz yoksa bir çözüm ortağı ekosistemi gibi bir şey mi var? Yani muhatap siz misiniz?
Evet, muhatap biziz ama çok geniş bir ekosistemimiz de var. Tabii ki internet altyapı sağlayıcısı olarak sadece biz varız. Ama onun dışında bazı servislerde geniş bir ekosistemle de çalışıyoruz. Yani siber güvenlik kendi ekiplerimiz de var. Bir siber güvenlik operasyon merkezimiz kurduk geçtiğimiz yıl.
İşte şimdi İzmir'de yüz milyon dolar yatırımda bir veri merkezi açtık. Onun içerisinde pek çok hizmeti kendimiz veriyoruz. Ama tabii ki dışarıdan aldığımız hizmetler de var yani ve büyük şirketlerle de işbirliği yapıyoruz. Örneğin Microsoft'da da çalışıyoruz. Yerel yüzlerce tedarikçiyle de farklı uygulamalarda çalışıyoruz.
IoT çözümlerinde çalışıyoruz. Örnek veriyorum görüntüleme sistemlerinde çalışıyoruz. Çok fazla geniş bir ekosistemimiz de var. Siz yanıtlarının arasında da böyle küçük ipuçları verdiniz. O konuyu da bir işlemiş olalım bu yayında.
Böyle yapay zeka odaklı güncel tartışmalara baktığımda bir yandan böyle içimden Şey diyorum, ya bu insanlar birbirinden kurtulmaya ne kadar meraklıymış böyle bu kadar mı rahatsızmış birbirinden her şeyi yapay zekaya devredermiş. İnsanlar eğlenecek meslekler, uzmanlıklar. Büyük bir tartışma var. Hani ayrıntılarına girmeye gerek yok. Siz bu kadar teknolojiyle iç içe bir şirket olarak herhalde ateşe çok daha yakınsınız.
Sizde durum nedir? Nasıl görüyorsunuz hem kendi tarafınız hem genel resmi? Şöyle diyeyim, Fransız devriminin meşhur bir sözü var. Her devrim önce kendi çocuklarını yer diye. Yapay zekada böyle mi olacak?
Bunun çok dünyada tartışması var. Hatta bu rüzgara kapılıp diyeyim ben, öyle tabir edeyim. Böyle adımlar atan şirketler de oldu ama onlar şimdi döngüyü geri çevirmeye. Çalışıyorlar. Çünkü bizim görüşümüz yapay zekanın kendi çocuklarını yediği değil, tam tersi aslında onlara yeni roller önerdiği.
Biz de şirketimizde bunu görüyoruz. Tekrar eden işlerin hemen hemen tamamını artık yapay zekaya devrettik. Ama o işleri yapan arkadaşlarımız artık daha farklı rollere büründüler. Bazıları gerçekten farklı bir işe geçti, bazıları da mevcut işlerinde farklı rollere büründüler. Nedir?
Örneğin bir analist iseniz daha önce rapor hazırlamayla harcadığınız vakti, artık rapor hazırlamayla harcamıyorsunuz raporu zaten. Yapay zeka üretiyorsa raporları, onun nerelerde kullanılabileceğini, onun olası etkilerini ve bu etkileri oluşabileceği fonksiyonlarda neler yapılabileceğinin üzerine daha çok kafa yoruyorsunuz. Bu alanlarda da yapay zekadan destek alıyorsunuz ama aslında yaptığınız işin kalitesini arttırıyor. Biz yapay zeka çok uzun zamandır şirketimizin içerisine entegre etmiş durumdayız. Ama bundan dolayı insanların rolü ortadan kalkmadı veya herhangi bir insanın rolünü yemedi.
Daha çok yeni roller biçti. Bunu şirket içerisine de aslında yaygınlaştırmak için, bu yeni rollerini herkese adapt edebilmek için tüm şirket genelinde de programlar düzenliyoruz. İşte yapay zekanın şampiyonları dediğimiz bir programımız var. Her fonksiyonda aslında şunu... Arkadaşlarımıza eğitimlerle gösteriyoruz.
Buna ben de dahil, bu arada ben de sürekli yapay zeka eğitimleri alıyorum. Sen şu alanlarda kullanabilirsin, bu alanlarda destek alabilirsin. Çünkü hala çoğumuz da bilmiyoruz neler yapabileceğini de bilmiyoruz. Nasıl kullanılacağını da tam bilmiyoruz veya biliyoruz da nasıl daha iyi kullanılabileceğini de. Bilmiyoruz.
Bunları öğretip bir farkındalık yaratıyoruz. Bu farkındalıkla da insanlar ya kendileri kullanıyorlar daha çok, ya da talepte bulunuyorlar. Yüz elli kişilik bir yapay zeka ekibimiz var bizim. Çok ekibi geliştirdik, konsolde ettik. Şirket içerisindeki tüm yapay zeka uzmanlarını bir fonksiyon altında toparladık.
Doğrudan CEO'ya bağlı bir organizasyon haline getirdik ki tüm fonksiyonlara da eşit dursun. Ve bir karar verirken, yapay zeka nerede uygulanacağıyla ilgili bir karar verirken de... ...üç tane farklı parametreye bakabilirsin. Bir, maliyeti ne? İki, iş faydası ne?
Üç, riski ne? Çünkü bir de risk tarafı da var. İşte yani mesela müşteri ilişkisini tamamen yapay zekaya devrederseniz... Yapay zekanın da müşteriye ne diyebileceğini de belki yüzde doksan dokuzunda iyi şeyler söyleyecek ama yüzde birinde de çok mutsuz edecek cevaplar verebilir. İşte buralarda da tabii bu riski, getiriyi ve maliyeti bir AI board ile de takip ediyoruz.
Dolayısıyla hem bir kültür inşa etme, hem doğru bir yönetişim modeli kurma, hem de rolleri yeniden tanımlamak çok önemli diye düşünüyorum. Ama insanların rolünü yiyor mu? Gördüğümüz yemedi. Ama roller gerçekten değişiyor. Buna hızlı adapte olabilmek ve yapay zekayı da öğrenmek lazım.
Bunları yapmadığınız takdirde evet rolünüzü de yiyebilir ama bu sizin yerinize birinin geçmesi demek. Yani aslında sizin yerinize yapay zeka değil, sizin yerinize bu adaptasyonu gerçekleştirmiş kişilerin geçmesi demek. Bir de hani tarihsel süreçte baktığımızda bu hep kendini tekrar eden bir döngü. Yani yapay zeka bugünkü özne başka bir şeydi. Önceki dönem başka bir şey.
Sizin koltuğunuzda bir iki kuşak önce oturan meslektaşınız, muadiliniz bambaşka şeylerle uğraşıyordu. Bambaşka yetkinlikler bekleniyordu. Bugün bambaşka. Dolayısıyla o değişimde özne değişiyor gibi. Peki hani...
Bir yandan iş dünyasının içerisinden biri olarak, bir yandan ister istemez teknolojiyle ilgili birisi olarak, bir yandan da hani kendi içerisinde milyonlarca kişinin hayatına doğrudan etki eden bir organizasyon yöneten biri olarak soruyorum. Ne görüyorsunuz yakın gelecekte? Ne bekliyor bizi? Nasıl bir ufkunuz var? Şimdi teknoloji dünyasında neler olacak?
Bunlar hayatımızı nasıl değiştirecek? Birincisi işte 5G geldi. 5G'de daha hızlı internetledik. Mesela 4G geldi. İşte görüntülü görüşme artık çok rahat olacak demiştik.
Herkes şey diyordu ya, görüntülü görüşmeye kimin ihtiyacı var ki? Diyordu değil mi? Bugün hayatımız görüntülü görüşmeyle geçiyor. Ama orada da biraz pandemi etkili oldu değil mi? Yoksa ilk başlarda o da çok mu?
Çok değildi ama artık sadece bir telefon görüşmesi diye düşünmeyin. Aslında toplantılarımız her şey görüntülü görüşmeye geçti. Şimdi 5G ile beraber daha hızlı internet, işte teknolojinin az önce belirttiğim gibi farklı kullanımları dedik. Şimdi 6G teknolojisi pişiyor tabii dünyada. Tabii buna zaman var.
2030'a kadar daha çok laboratuvarda diyelim. 2030'dan sonra da yavaş yavaş ticari olacağını söylüyorum. Bu neyi geliştirecek? milyonlarca, milyarlarca nesnenin bağlanmasını gerektirecek. Daha aslında nesneler için de yollar açacak.
Çünkü hayatımızdaki bağlı nesne sayısı arabamızdan tutun buzdolabımıza kadar çok artıyor. 6G'de burada çok önemli avantaj sağlayacak. Biz de hatta Türkiye olarak, yani Vodafone grubu olarak da 6G inovasyon ve test merkezini İspanya'dan Türkiye'ye taşıdık. Bunu da bu arada belirteyim. Diğer bir konu bu dijital ikizler konusu.
Nedir bu? Hep işte bir pilot uygulama vardır ya iş hayatında, yani şunu önce bir deneyelim, bakalım tutarsa ölçeklendirelim gibi. Aslında dijital ikizle bir fabrikanın dijital ikizini... Yani sanal ortamda bir fabrika kuruyorsunuz ve orada geliştirmek istediğiniz teknolojileri veya yeni makinelerinizi veya yeni üretim çeşitlerinizi, tekniklerinizi o dijital ortamda simüle ediyorsunuz. O simülasyona göre de yatırım kararı veriyorsunuz.
Bu dijital ikiz kavramı işte limanlarda, fabrikalarda, şirketlerde, küçük üretim tesislerinde her yerde... Hayatımıza daha çok girecek diye düşünüyorum. Bir de H, yapay zeka H teknolojileri, 5G H teknolojisi. Bu da nedir? Şu anda biz bulutta biriktiriyoruz verileri ve buluttan da istediğimiz bilgileri çekiyoruz kullanıcılar olarak.
Artık bu bile üretim tesisleri için, özellikle sanayi için bu bile bir zaman kaybı. Oradaki saniyelerde gitmesi, saniyelerde gelmesi bile makinelerin kontrolü için, işlerin kontrolü için bir zaman kaybı. H teknolojileriyle... Anında o kampüsün içerisinde, o alanda veriyi tutabilme, veriye ulaşabilme, hızlıca alabilme imkanları gelecek. Yani aslında daha hızlı internet, daha anlık kontrol.
İşte dijital ikizler, bunlar bizi bekleyen yenilikler. Ama kullanıcının hayatında ne değişecek? Bence her şey bağlantılı olacak, çok daha bağlantılı. Bilgisayarla siz konuşmanızın başında belirttiniz. Bilgisayarla başlayan yolculuğumuzda o zaman akıllı dediğimiz cihazların bugün aslında çok akıllı olmadığını düşünüyoruz.
Bugünkü cihazlara akıllı diyoruz. Artık buzdolaplarımız, televizyonlarımız, arabalarımız, her şeyimiz akıllı hale geliyor. Bunun çok daha da artacağını düşünüyorum. Heyecanlı takip edilesi bir gelecek bizi bekliyor. Yani en azından bizlere daha ekmek var gibi geliyor.
O açıdan benim de çok heyecanlı olduğum bir ufuk var karşımızda. Engin Bey, çok teşekkür ediyorum bizlerle birlikte olduğunuz için. Ben bu Haddini Aşan Yaşam rehberinde teknoloji meselesine hiç girmiyorum ama bir yandan da böyle kaşınıyorum. Ben konuşmamış oldum, siz konuşmuş oldunuz. Çok memnunum bunları kayda geçirdiğimiz için.
Sağ olun bir kere daha. Ben teşekkür ederim davet ettiğiniz için. Sağ olun. Değerli izleyiciler ve dinleyiciler sizlere de teşekkür ederiz. Saddinaşan Yaşam Rehberi yaşamınızda rehberlik etmeye hadsiz şekilde devam edecek.
Görüşmek üzere.
Tarih: 30 Temmuz 2026
Konuk: Engin Aksoy (Vodafone Türkiye CEO’su)
Host: M. Serdar Kuzuloğlu
Yayıncı: Podbee Media
Bu bölümde Serdar Kuzuloğlu, bağlantı teknolojilerinin geçmişten bugüne evrimine, mobil internetin günlük ve kurumsal yaşamdaki rolüne ve özellikle 5G ile gelen yeniliklere odaklanıyor. Konuk Engin Aksoy ile birlikte, teknolojinin hızlı gelişimi, yapay zeka entegrasyonu ve gelecekte bizi bekleyen bağlantı vizyonu konuşuluyor. Bölümde, hem bireysel kullanıcıların hem de kurumların bu dönüşümden nasıl etkilendiği, yeni teknolojilere nasıl adapte oldukları, bunların iş dünyası ve toplumsal hayattaki etkileri tartışılıyor.
[00:03 - 01:31]
[02:22 - 04:19]
[04:44 - 10:39]
[10:15 - 16:32]
[17:19 - 29:50]
[26:33 - 27:59]
[28:21 - 30:14]
[29:50 - 31:10]
[31:24 - 35:14]
[35:54 - 39:20]
Bölümde, dijital dönüşümün toplumsal, bireysel ve sektörel etkileri kapsamlı şekilde işlendi. 5G ve yapay zekâ sayesinde hayatın işleyişinde büyük değişimlerin eşiğinde olduğumuz, bu değişimlere adapte olmanın yeni roller ve yetkinlikler gerektirdiği vurgulandı. Bağlantının gelecekte sadece insanları değil, tüm nesneleri kapsayacağı, verilerin ve otomasyonun iş dünyasını yeniden şekillendireceği, kurumlara ve kullanıcılara kişiselleştirilmiş yeni deneyimler sunulacağı aktarıldı.
Bölüm, “Haddini Aşan Yaşam Rehberi”nin hem bireysel teknoloji kullanıcıları hem de kurumsal karar alıcılar için yol gösterici, düşündürücü bir manifestosu niteliğinde.
Bu detaylı özet sayesinde, bölümü dinlememiş olanlar bile ana fikirleri, tartışma akışını ve kritik anları kolayca takip edebilir.