
Hosted by Ahmet Sani · TR

Gece gündüz seni benZikrederim ebeden,Adın düşmez dilimden,Daim, ya Mehmet Baba. ***Cümle Mehmetzâdenin,Senin her bir dervişin,Dahi geçmiş gelmişin;Sevdim ya, Mehmet Baba ***Koyup başıma tacı,Seyredince mirac’ı,Saydılar beni hacı,Bildim, ya Mehmet Baba. ***Seni baş tac ederler,Seni candan sevenler,Ölmez o cân bedenler,Hemdem, ya Mehmet Baba. ***Gül yüzünü görenler,Görüp Hakk’a erenler,Bir de güller derenler,Gördüm, ya Mehmet Baba. ***Seni seven her kişi,Siler günah geçmişi,Elbet rast gider işi,Her dem ya Mehmet Baba. ***Seni sevdim seveli,Oldum divâne deli,Sen bu elden gideli,Yandım, ya Mehmet Baba. ***Bu gönüller davranır,Kul Ahmed’in davranır,Binlercesi toplanır,Salâvatlar yollanırSelâm, ya Mehmet Baba.

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, zaman zaman içinde; orta yaşlarda bir adam ile kendi yaşına, boyuna boyuna, huyuna huyuna, suyuna suyuna uygun bir eşi varmış. Ağrısız başı, kaygısız işi varmış. Gül gibi geçinip giderlermiş. Böyle giderlerken, günlerden bir gün o huzurlu evlerine aniden bir karabasan çöküvermiş. Adamın ocağına sanki incir ağacı dikilmiş. Adama ölüm meleği çıkagelmiş: “Senin bu dünyadaki ömrün bitti. Canını almaya geldim.” demiş. Adam bir anda ne yapacağını şaşırmış. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. Bir an bocalamış, sonra kendine gelmiş. Ölüm meleğine demiş ki: “Etme, eyleme! Ben daha gencim, bu dünyadan murat almadım. Oğlan evermedim, kız çıkarmadım. Onların mürüvvetlerini görmedim. Sen bana nasıl kıyıp da canımı alırsın?” Ölüm meleği: “Bu yazı böyle yazılmış. Ben ne yapabilirim ki? Benim elimden bir şey gelmez. Alırım senin canını, benim görevim bu.” demiş. Adam ne kadar yalvarsa da nafile. Bilir ama can bu… Yine de bir faydası olur diye bir teklif sunmuş ölüm meleğine: “Ben kendi canımın yerine bir can bulayım, onu al; benim canımı alma.” Ölüm meleği canı alacaktır ama adam yalvarıp yakarmış. Sonunda ölüm meleği dayanamayarak: “Peki,” demiş, “ama Allah’a bir sorayım. Kabul ederse olur.” Ölüm meleği yüce kata çıkmış, utana sıkıla Cenab-ı Allah’a durumu anlatmış. Allah da: “Yerine bir can bulursa olur.” demiş. Hikâye bu ya… Ölüm meleği tekrar adama gelmiş: “Yüce Allah senin isteğini kabul etti. Yerine bir can getir, senin yerine onun canını alayım.” Adamda bir sevinç, bir sevinç… Şöyle düşünmüş: “Anam bana hep derdi ki: ‘Oğlum, sana canım kurban.’ Anam dünya muradını aldı; oğlan everdi, kız çıkardı, torun torba sahibi oldu. Anam bana canını seve seve verir. Anam bana canını vermeyecek de kime verecek?” Gideyim anamdan canımın yerine can isteyeyim, demiş. Varır anasının yanına. Bir kaba koyup anlatamaz derdini ama içi de rahat değildir. Anası bir sıkıntı olduğunu fark eder ve sorar: “Ey benim yiğitler yiğidi oğulcağızım, gönlümün nuru, gözümün süruru oğulcağızım… Sanki senin bir derdin var. Bu güne kadar seni hiç böyle sıkıntılı görmemiştim. Anan sana kurban olsun. Derdin neyse söyle, derman olayım. Uğruna başlar koyayım. Söyle oğlum, derdin nedir?” Adam bu sözleri duyunca cesaretlenir, olanı biteni anlatır ve der ki: “Güzeller güzeli anam, beni dokuz ay karnında taşıyıp da ‘of’ bile demeyen anam… Şimdi sen bana canını ver; ölüm meleği senin canını alsın. Ben daha gencim. Bu dünyadan murat almadım. Oğlan everip kız çıkarmadım, torun torba sahibi olmadım. Ben de murat alayım, ana.” Anası der ki: “Oğlum, can aziz, can tatlı… Ben sana canımı veremem. Bilirsin, baban seni çok sever. Git, ondan iste; belki o sana canını verir.” Adam yıkılır. Başından aşağı kaynar sular dökülür. Bir umut kaplar içini: “Babam bana hep ‘Güzel oğlum, yiğit oğlum, civanın civanmerti oğlum, başımın tacı oğlum.’ derdi. Ona varayım, belki o verir. Babam bana canını vermeyecek de kime verecek?” Koşar, babasına varır. Baştan sona anlatır: “Güzel babam, yiğit babam, bu obanın hatırı sayılır ağası babam… Bana canını ver; ölüm meleği senin canını alsın. Ben daha gencim, murat almadım. Oğlan everip kız çıkarmadım. Ben de murat alayım.” Babası: “Güzel oğlum, yiğit oğlum… Can aziz, can tatlı. Ben sana can veremem. Dayın seni çok sever, git ona.” der. Adam babasından da aynı cevabı alınca daha da yıkılır. Yine de bir umutla dayısına, halasına, teyzesine, ablasına, abisine; kendisini sevdiğini söyleyen ne kadar akrabası varsa hepsine gider. Hepsinden aynı cevabı alır: “Can aziz, can tatlı; ben sana canımı veremem.” Artık gidecek kimse kalmayınca: “Bari eşimle, çoluk çocuğumla helalleşeyim.” diyerek eve döner. Eve dönünce eşi onun hâlinden hoşlanmaz ve sorar: “Hayırdır beyim? Göz açıp gördüğüm, gönül verip sevdiğim, hanlar hanı beyim… Bu ne hâl? Seni hiç böyle görmemiştim. Söyle, derdine derman olayım.” Adam anlatmak istemez ama eşi ısrar edince anlatır ve der ki:

Bahri Kemâlinden akan nûra bak,Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.Bu dünya ehlinde bir benzerin yok,Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.*****Seyretmek isteyen hem beri gelsin,Seyreden cânların hep yüzü gülsün,Nûrunun şavkından tüm nurlar sönsün,Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.*****Ezelden beridir bu böyledir yâr,Herkesler bilir ki bu sende hep var,İnanmayan gafil, çık Allah’a sor,Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.*****Geceleri gezer, seyran edersin,Nice gönülleri üryan edersin,Hak ile konuşur, bayram edersin,Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.*****Ah, bu gönül seni ezelden bilir,Ezelden beridir o seni tanır,Kul Ahmed’in seni ezelden bilir,Ezelden beridir o seni tanır.Bir ben değil yâr, yâr, her bir kes görür,Bahri Cemâlinden Hak görünür, Hak.

Ah, bu gönül aynasından gerçekleri görenler,Sıra sıra gerçekleri bu pazara serenler,Bu terazi başkadır yâr, her bir kesler bilmezler;Ne alınır ne satılır, bazıları görmezler.*****Gece gündüz bühtan edip herkeslere gülenler,Türlü türlü yalan dolan her bir sözü diyenler,Bilmezler mi Allah vardır, hep iftira edenler;Bir gün olur, başa gelir, feryat figan ederler.*****Bezirgânlar veresiye her bir şeyler satarlar,Başıboşlar sürüsüne kalabalık katarlar,Başıbozuk sürüsüne kalabalık katarlar,Dehşetengiz hengâmede eriyip de giderler;Satıp ömür sermayesin, her gün iflas ederler.*****Be hey gönül, sen onlara sakın pabuç bırakma,Böyle gafil işgüzâra takılıp da yorulma,Körükleyip ateşleri azdırana aldırma,Varsın yansın o yangınlar, bakıp bakıp darlanma.*****Ah, bu gönül elbet bilir bu âlemde gezeni,Kul Ahmed de elbet bilir bu âlemde gezeni.Kimler kimdir, kim nasıldır, ezileni, ezeni,Yüce Allah nasip etmiş bu kuluna ezelî;Böyle gelmiş, böyle gider, budur Hakk’ın düzeni.

Gece gündüz hep isterdin,Gelsin diye yol gözlerdin İşte artık o hep seninGözün aydın ey kardeşim Gökyüzüne ulaşırsınSema sema dolaşırsınOraları arşın arşın Bilirsin sen hey kardeşim.Bugün bitti, yanına bakSana vermiş ol yüce HakTamamlamış sende elhakTüm nurunu be kardeşim.Senin kapın gelenlere Seni İmam bilenlereAhmet diye ölenlereCân olasın can kardeşim.Sarı sıcak soğuk yaman Nevbaharda koca ormanDağı taşı gezen çoban.Bilmez mi hiç ey kardeşim Hakk'tan gelir kalem yazarAh bu gönül nasıl bozar İşte meydan, işte pazarYazan varsa yaz kardeşim.Hakk'tan gelir kalem yazarKul Ahmed'in nasıl bozar İşte meydan, işte pazarYazan varsa yaz kardeşim.

Gece gündüz hep isterdin,Gelsin diye yol gözlerdin İşte artık o hep seninGözün aydın ey kardeşim ***Gökyüzüne ulaşırsınSema sema dolaşırsınOraları arşın arşın Bilirsin sen hey kardeşim.**Bugün bitti, yanına bakSana vermiş ol yüce HakTamamlamış sende elhakTüm nurunu be kardeşim.***Senin kapın gelenlere Seni İmam bilenlereAhmet diye ölenlereCân olasın can kardeşim.***Sarı sıcak soğuk yaman Nevbaharda koca ormanDağı taşı gezen çoban.Bilmez mi hiç ey kardeşim ****Hakk'tan gelir kalem yazarAh bu gönül nasıl bozar İşte meydan, işte pazarYazan varsa yaz kardeşim.***Hakk'tan gelir kalem yazarKul Ahmed'in nasıl bozar İşte meydan, işte pazarYazan varsa yaz kardeşim.

Biz bu gönül bahçesinde 🌹 alırız, 🌹 satarız,Burda 🌹ün ömrü bitmez, gözümüz gibi bakarız.Biz severiz kırmızı 🌹, kırmızı 🌹e hayranız,Geylânî’nin 🌹üdür o, biz O’nun gibi kokarız.🌹 🌹 🌹 Geylânî’den bize gelen o saf aşkın mirasıdır,Gönülden gönüle taşan yüce nurun ırmağıdır.Bu ırmakta yüzenlere Geylânî’nin hırkasıdır,Mehmet Baba verdi bize, o 🌹 bize armağandır.🌹 🌹 🌹 Ah, bu gönül böyle yazar; kimler bakar, kimler okur,Kul Ahmed’in böyle yazar; kimler bakar, kimler okur.🌹 kokanlar bilir misin,🌹ün 🌹e nazı geçer,Tasalanma canım benim, naz çekenler büyük olur.Dû cihânda hem bizlere himmetleri elbet çoktur.

Ah bu gönül aynasından gerçekleri görenler,Sıra sıra gerçekleri, bu pazara serenler Bu terazi başkadır yâr, her bir kesler bilmezlerNe alınır ne satılır, bazıları görmezler.Gece gündüz bühtan edip herkeslere gülenler;Türlü türlü yalan dolan, her bir sözü diyenler,Bilmezler mi Allah vardır, hep iftira edenlerSatıp ömür sermayesin, bugün iflas ederler.

Bak gör işte böyle kalmazBöyle terse devran dönmezBin yıl geçse bu gül solmazGafiller hiç kıymet bilmez.Bugün artık bayram günüUnutasın acı dünüHak yoluna tünü günüHarcıyasın her öğünü.Hak bildiğin yoldan dönmeAh be gönlüm tasalanmaHiç kendini yalnız sanmaYanındadır Hak daima.Hak bildiğin yoldan dönmeAhmet gülüm tasalanmaHiç kendini yalnız sanmaYanındadır Hak daima.Tünü günü=Gece gündüz.

Kazandın sonunda, kocaman bir zafer;Bunu coşkuyla kutla sen bu sefer.Sana gelmediyse düşmanların eğer,Oturup ağlama, belli sardı keder.Çok pişman olanlar gönderip sarayaHatırlı dostları koyarlar araya.Kapının önünde girerler sıraya;Onların yüzleri dönmüş bak karaya.Bazıları bilir, hiç bilmezden gelir;Akan sel önünde gözyaşını siler.Bazıları bilmez, sana kıs kıs güler;Onlar da sonunda mağfireti diler.Af dilemeyenler gayya kuyularaDolsunlar da hemen, sen de it bunları.Gözyaşı döküp de şu ağlayanlarıVar ey gönül, sen de bağışla onları.Ey Ahmed’im, sen de bağışla onları.