
Hosted by BSM Kolektif · TR

1960’ların sonunda hem yönetmen Jean-Luc Godard hem de rock grubu The Rolling Stones, üretkenliklerinin ve şöhretlerinin zirvelerinde dolaşıyorlardı. Godard, 1967’de üç uzun metraj film çekmiş, The Rolling Stones ise aynı yılın Ocak ayında Between the Buttons’ı, Aralık ayında ise Their Satanic Majesties Request’i yayımlamıştı. Godard ile Stones’u bir araya getiren ise bir bakıma 1968 yılının Mayıs ayında Paris’te yaşanan devrimci protestolar olmuştu. Yazan: Onur Sesigür Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

Eski kitapların kendine has kokularının sırrı Compound Interest adlı blogda yayınlanan bir infografik ile açıklandı. Blogun sahibi kimya öğretmeni Andy Brunning’in konuya ilişkin açıklaması ise şöyle: Yazan: Cüneyt Bender Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

Yazı araçlarımızın görünümünü 19. ve 20. yüzyılda rakiplerinden sıyrılmaya çalışan kalem üreticilerinin pazarlama kararlarına borçluyuz. Yazan: Abigail Cain Çeviren: Selin Pervan Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

Modern romanın öncüsü kabul edilen Miguel de Cervantes Saavedra’nın hayatına ilişkin efsaneler ve gerçekler, yazarın ölümünün üzerinden 400 yıl geçmesine rağmen birbirine karıştırılmaya devam ediyor. Don Kişot’un usta yazarının İstanbul’a esir olarak geldiği ve 1578 -1580 yılları arasında Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Camisi’nin inşaatında çalıştırıldığı rivayet edilir. Yazan: Cüneyt Bender Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

Karaoke barda mikrofonu elinize alıp bağıra çağıra söylediğiniz “Ele Güne Karşı” insanların kulaklarını tıkamasına, kadehlerin kırılmasına yol açıyorsa, arkadaşlarınızı ürkütüyorsanız, hâlâ bir ümit var ve duş perdenizin ardında saklı. Bilim insanlarının araştırmasına göre banyoda şarkı söylemenin eğlenceli olmasının bir sebebi var: Duş kabinlerinin kendine has akustiği sayesinde duştayken sesiniz fark edilir derecede iyi çıkıyor. Yazan: Kate Beaudoin Çeviren: Merve Evirgen Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

İkinci Dünya Savaşı’nın en çarpıcı fotoğraflarından biri sayılabilecek karede, kalabalığın geri kalanı zorunlu “Sieg Heil” selamını verirken, August Landmesser önünde bağladığı kolları ve ifadesiz suratıyla milliyetçi Nazi coşkusuna katılmayı tek başına reddederken görülür. “Zaferi selamlamak” anlamına gelen bu selam, Adolf Hitler ile Nazi Partisi’ne sadakatin bir simgesiydi ve tüm Alman vatandaşları için mecburiydi. Yazan: Jay Syrmopoulos Çeviren: Cüneyt Bender Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

“Toprak satın alın, artık yenisini üretmiyorlar” diye alay etmişti Mark Twain. Nesiller boyu çocuklara gayrimenkul satın almayı, üzerine otel dikmeyi ve tesadüfen o karede bulunma ayrıcalığına sahip olmuş diğer oyunculara fahiş kira bedelleri ödetmeyi öğreten kutu oyunu Monopoly için kesinlikle işinize yarayacak bir söz. Yazan: Onur Sesigür Seslendiren: Arda Kavaklıoğlu

Vasat bir ressam, nasıl sanat tarihinin en kusursuz sahtekârına dönüştü? 20. yüzyılın ilk yarısından "acıklı bir nitelikli dolandırıcılık hikâyesi. Sunan: Arda Kavaklığlu Yazan: Cüneyt Bender Okumak için: https://vesaire.org/sanat-tarihinin-e...

Sanat çevrelerinde yıllarca ya bir söylentiydi veya şakaydı, ama artık gerçekliği doğrulandı. CIA, Jackson Pollock, Robert Motherwell, Willem de Kooning ve Mark Rothko gibi sanatçıların eserleri de dahil olmak üzere Amerikan modern sanatını, Soğuk Savaş’ta silah olarak kullandı. Adeta sanatı destekleyen bir Rönesans prensi gibi davranan CIA (tek farkı gizliliğiydi) Amerikan Soyut Ekspresyonizm akımını dünya genelinde 20 yıldan daha uzunca bir süre teşvik etti ve tanıttı. Hiç akla gelmeyecek bir bağlantı. 1950 ve 1960’lar öyle bir dönem ki, Amerikaların çoğu modern sanatı sevmediği gibi küçümsüyordu da. Başkan Truman bir seferinde bu popüler görüşü şu şekilde özetlemişti: “Bu sanatsa, ben de Hottentot’um” (güneybatı Afrika’da bir yerli topluluk). Sanatçıların birçoğu zaten McCarthy dönemi Amerika’sında zar zor kabul edilen eski komünistlerdi. Kesinlikle Amerika hükümetinin desteğini almaya alışık olmayan bir gruptu. * Bu yazı, Frances Stonor Saunders’ın 22 Ekim 1995 tarihininde Independent’ta yayımlanan makalesinden Selin Öner tarafından Vesaire için çevrilmiştir. Devamını okumak için: https://vesaire.org/bir-cia-silahi-ol...

Yazan: Derrick Jensen Çeviren: İnan Mayıs Aru (etilen.net) Sunan: Arda Kavaklıoğlu Aklı başında bir insan evladı çöpe atılmış işe yarar eşyaları toplamanın Hitler’i durduracağını düşünür müydü? Ya da köleliğe son vereceğini? Ya da sekiz saat çalışma hakkını kazandıracağını? Odun kesip su taşımanın insanları Çarlık Rusya’sı hapishanelerinden kurtaracağını? Bir ateşin etrafında çırılçıplak dans etmenin 1957’deki Oy Hakkı Yasası veya 1964’teki Yurttaşlık Hakları Yasası’nı getireceğini? Öyleyse neden şimdi tam da bütün dünya tehdit altındayken bu kadar çok insan böyle tamamen kişisel “çözümlere” dönüyor?