
Loading summary
A
Herkese merhaba, ben Sezgi Aksu. Karanlık Dosyalarda bu hafta sizlerle geçen yıl çalıştığımız bir davayı ziyaret etmek istedim. Belki bir kısmınız dinlemiştir. Tekrardan üzerinden geçelim mi? Ne dersiniz?
Haftaya kaldığımız yerden devam edip güzel günlerde buluşmamız dileğiyle. Kendinize iyi bakın.
Albert, fazla zamanım yok. Kızlara yemek hazırlıyorum. Yani sen de git istersen. Sen beni başından mı atmaya çalışıyorsun? Ne oluyor?
Yok, hayır tabii ki de. Sadece çok uygun bir zaman değil. Yani başka zaman görüşürüz. Lan. Pedro'nun arabası değil mi o?
Albert, ben... Burada mı Pedro? Sana söylemeye çalıştım, gerçekten. Lan neyi söylemeye çalıştın? Oyun mu oynuyorsunuz lan benimle?
Ha? İçeride de mi o herif? Birlikte mi yaşıyorsunuz lan? Hayır, hayır. Konuş!
Bırak beni! Nasıl yaptın lan bunu bana? Ha? Sakin olur musun? Başlatma sakinliğine!
İkinize de bunun bedelini ödeteceğim. Pislikler!
Albert dur lütfen! Bittiniz siz! Beni sütlamak neymiş göreceksin! Göreceksin!
Ben Sezgi Aksu, burası Karanlık Dosyalar. Bugün sizinle yakın zamanda İspanya'yı kasıp kavurmuş bir cinayet dosyasının kapağını kaldıracağız. Suçun tam kalbinde bir aşk üçgeni, üçgenin uçlarındaysa suçu önlemekle görevli polis memurları var. Ne dersiniz? Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı bu şehvet sarmalına dolanmaya hazırsanız başlayalım mı?
Daha iyi bir gelecek Daha iyi bir gelecek Enerjisa Daha iyi bir gelecek Daha iyi bir gelecek Enerjisa 4 Mayıs 2017 öğleden sonra saatlerinde şehir muhafızları anlamındaki Guardia Urbana de Barcelona'ya bir telefon geldi. Arayan kişi, şehrin dışındaki Foj Barajı'nın çevresinde gezintiye çıkmış bir bisikletçiydi. Yolunun üstünde harap halde yanmış bir araba görünce bunu ihbar etmesi gerektiğini düşünmüştü. Polis ekipleri olay yerine vardıklarında simsiyah olmuş, artık külüstüre dönmüş bir araçla karşılaştılar. Yaptıkları ilk incelemeler bunun basit bir yangın değil, kundaklama vakası olduğunu gösteriyordu.
Ama bir şey eksikti. Aracın sürücüsü ortada yoktu. Dehşet verici gerçek, içindeki her şey un ufak olmuş araba biraz daha kurcalanınca açığa çıktı. Arabanın bagajında bir ceset vardı. Gerçi buldukları bu insan kalıntısına ceset bile denilemezdi.
Bu kişi her kimse öylesine kötü yanmıştı ki vücudu neredeyse küle dönmüştü. Kim olduğunu anlamak imkansızdı. Arabanın şase numarasını bulan polisler aynı zamanda Titanium'dan yapılma bir omurga protezine de rastladılar. Bu protez alevlerden etkilenmemişti. Numaradan eşleşme sağlandı.
Araba polis memuru Pedro Rodriguez'e aitti. Kendi ekip arkadaşlarının bu şekilde katledilmesi ihtimali polisleri şaşkınlığa sürüklemişti. Akıllarına ilk gelen neden hain bir mafya saldırısıydı. Ama soruşturma başlatmadan önce içler acısı haldeki bu bedenin arkadaşları Pedro olduğundan emin olmalıydılar. Pedro'nun evine gittiklerinde eşi onu aylardır görmediğini, kocasının artık Rosa ismindeki bir kadınla beraber olduğunu, hatta bu yüzden oğlunu ve kendisini terk ettiğini söyledi.
Polisler aslında bu cevabı çok da şaşırmamışlardı. Rosa denen bu kadın, ekip arkadaşları Rosa Peral'den başkası değildi. Alımlı, zeki ve karizmatik bir kadın olan Rosa, Urbana Gardiyan'ın yakından tanınan simalarındandı. Ve bunun pek çok sebebi vardı. Polisler aynı günün akşamı yaşanan trajik olaydan haberdar etmek üzere onun da kapısını çaldılar.
Rosa soğukkanlı bir kadındı. Nişanlısına ait olan arabanın yanmış halde bulunmasına da oldukça sakin bir tepki vermişti. Ölen kişinin Pedro olduğuna inanamıyor gibiydi. Polisler ona Pedro'nun yakın zamanda omurgasından bir ameliyat geçirip geçirmediğini sorduklarında, Rosa'nın göz pınarında ilk defa bir yaş belirdi. Bu çok spesifik bir soruydu ve cevabı netti.
Pedro yaklaşık iki ay önce ameliyata girmiş, omurgasına titanyum bir parça takılmıştı. Cesedin kimliği belli olunca Rosa ifade vermek için merkeze çağrıldı. Fakat ona göre kızları bu saatte evde yalnız kalmak için çok küçüklerdi. Merkeze ertesi sabah gelmek için izin istediğinde meslektaşları onu kırmayıp ricasını kabul ettiler. Evden ayrılmak üzerelerdi ki Rosa birden ağlamaya başladı.
Ona gitmemesini söylemiştim. Ona Rüben'in tehlikeli biri olduğunu söyledim. Hepsi benim yüzümden. Çocukların velayeti yüzünden kavgalıyız. Pedro biliyordu beni ne kadar üzdüğünü.
Ama Rüben'le uzlaşamazsınız. Kıskandığın tekidir o. Onu engellemeliydim.
Ne var ki Roza bu cümlelerinin devamını getiremedi. Kendisinin ve kızlarının hayatından endişe duyduğunu söyleyerek kapıyı kapattı. Ama bu söyledikleri polislerin kafasında şüphe oluşturmaya yetmişti.
Bahsi geçen kişi yine bir polis memuru olan Ruben Carboy'du. Ve kendisi Roza'nın eski kocasıydı. Rosa, onunla henüz 16 yaşındayken bir gece kulübünde tanışmıştı. O günlerde eğlence mekanlarında DJ'lik yapan Ruben, kendisinden özel bir şarkı çalmasını isteyen bu genç kızdan gözlerini alamamış, hemen numarasını istemişti. İkili o geceden sonra hiç ayrılmadı.
Ruben, polis akademisine girme hayaliyle yanıp tutuşan Rosa'ya sınavı geçmesi için yardım etti. Genç kadın akademideki eğitimini tamamladıktan sonra da yeni bir hayat kurmak üzere Barcelona'ya taşındılar. Burada peş peşe iki kız çocukları oldu. Ruben artık gerçek bir aile olmak istediği için Rosa'ya evlenme teklifi etti. Ama gelecek hayal ettiklerinden farklı ilerleyecekti.
Polisler, Ruben'in evine gittiklerinde kapıyı yeni eşi Antonia açtı. Eve henüz girmişlerdi. Yaşanan trajik olayı şok içinde dinlediler. Ama Ruben, Rosa'nın kendisi hakkında söylediklerini duyunca küplere binmişti. Öncelikle, Pedro'nun ortadan kaybolduğu gün olan 1 Mayıs'tan beri şehir dışındalardı.
Antonia'nın ailesini ziyaret etmişlerdi. Aynı zamanda Ruben, kendisine böyle bir ithamda bulunulmuş olmasını haksızlık olarak görüyordu. Özellikle de bir başka polis memuru olan Albert Lopez'in lafı geçmezken, Rosa, Albert'le daha yakın zamanda beraber olmuştu. Ve adamın şiddet eğilimi, hakkında çıkan haberlerden bile belliydi. Fakat kimse onun kapısına gitmemiş, ona sorular yöneltmemişti.
Ruben'in olayın dışında olduğu kanıtlandıktan sonra polisler bu sefer de diğer meslektaşları Albert Lopez'in kapısını çaldılar ve hiçbir kolaylık tanımadan derhal sorguya çekmek için onu apar topar merkeze götürdüler. Yakın zamanda ilişki yaşamalarına rağmen Albert'in ismini neredeyse saklı tutan Rosa da şüpheli listesinde üst sıralara çıkmıştı. Bir gün sonra söz verdiği gibi ifade vermeye geldi. Polisler ona Ruben'in aklandığını söylediklerinde Rosa derin bir it çekti. Eski kocasını suçladığı için üzgün olduğunu ama bunu anlık bir şokla yaptığını açıkladı.
Ruben'le iyi ayrılmamışlardı ve aralarındaki düşmanca çekişme çocukların velayeti sebebiyle hala devam ediyordu. Fakat Rosa'nın tüm kötülüklerin başlangıcı olarak gördüğü tek bir olay vardı. Bu olay hem Ruben'le sallantıda olan evliliklerinin bitiş sebebi hem de içteki kötü şöhretinin kaynağı olmuştu.
Rosa çekici bir kadın olduğu için birçok erkeği kolayca etkisi altına alabiliyordu. Bu yüzden de tek eşliliği hiçbir zaman benimsememişti. Etrafında pervane olan, onun her istediğini anında yapan onlarca erkek varken kendisini tek bir kişiyle sınırlamak istemiyordu. Ruben'le tanıştığında henüz çok gençti. İlişkileri sıradanlaştığında aradığı heyecan ve tutkuyu kendisi gibi polis olan Oscar da bulmuştu.
Fakat bu sağlıksız bir ilişkiydi. Oscar egoist, kontrolcü ve dengesizdi. Rosa çok geçmeden yaptığına pişman olmuş, Ruben'e karşı suçlulukla dolmuştu. 2011 yılının başlarında Oscar'dan ayrılmaya karar verdi. Ama gururu kırılan polis memuru intikam arzusuyla yanıp tutuşuyordu.
Ertesi gün Roza'ya göndereni belirsiz bir mail geldi. Alıcılar kısmında çalıştığı polis merkezindeki herkesin adı vardı. Merhaba ben Roza. İş arkadaşlarımla yatmayı severim. Sizin de fantezilerinizi gerçeğe çevirmemi isterseniz aramanız yeter.
Numaramı biliyorsunuz. Maildeki bu çirkin yazının altına bir de fotoğraflar eklenmişti. Oscar'la beraber olduğu özel anları içeren bu fotoğraflar, Rosa'nın hayatını altüst etti. Hemen bir dava açsa da mesajların Oscar'dan geldiğini kanıtlayamamış, üstüne bir de koz elde etmek için fotoğrafları kendisi göndermekle suçlanmıştı. Oscar meslek arkadaşları ve adalet sistemi tarafından korunuyorken, Rosa dışlanmış, içine kapanmıştı.
Herkese arkadaşça davranan o kadın gitmiş, yerini soğuk, ters biri almıştı sanki. Profesyonel hayatı gibi özel yaşamı da parçalanan Rosa'nın Ruben'le olan bağı inceldiği yerden koptu. Albert'le de o olay yüzünden yakınlaştık. O yıl devreye partnerim olduğu için birlikte uzun saatler geçiriyorduk. Beni gerçekten anlamaya çalışan tek kişiydi.
Ona aşık oldum ve yakınlaştık. Ama o ciddi düşünmüyordu yani. Aile falan umrunda değildi. Ben de kızlarımı düşünerek ondan ayrıldım. Roza, Albert'e duyduğu fiziksel çekime rağmen ondan ayrıldığını söylerken Albert, sorgusunda farklı bir ifade veriyordu.
Hayrılmış mı? Keşke bana da söyleseydi. Ben beraberiz sanıyordum.
O ara sürekli dışarıda buluşmak istiyordu. Ben de bir akşam kapısına gittim.
O Pedro denen herif içerdeydi. O zaman anladım beraber yaşadıklarını. Çok öfkelendim ama bir şey yapmadım.
Albert, Roza'nın evine gittiği 12 Ocak 2017 akşamı bağırıp çağırmış ama gerçekten de bir şey yapmadan motoruna binip gitmişti. Ne var ki günler sonra Roza'ya gelen mesajlar hıncının hâlâ geçmediğini gösteriyordu. Kaltak! Bana ne yaşattığının farkında mısın? İkiniz de rezilsiniz.
Ama hiç merak etme tekrar karşılaşacağız. Sakın bana cevap yazma. Sakın. Dediğine göre Rosa çok korkmuştu. Albert'in öfkesini en iyi o biliyordu.
Daha önce beraber görev yaptıkları sırada Albert'in kovaladığı bir seyyar satıcı şüpheli şekilde düşerek hayatını kaybettiği için hakkında soruşturma başlatılmıştı. Fakat bu davada sevgilisini koruyan Rosa, Albert'in suçsuz olduğunu söylemiş, olayın üstü kapatılmıştı. Ne diyebilirim ki? Onu sevdiğim için tüm kusurlarını görmezden geliyordu. Şiddet eğilimini bile.
Ona aşıktım. Ama beni korkutuyordu. Zaten o gün de korktuğum için bir şey diyemedim. Pedro ile beraber olduğumu itiraf edemedim. Ama Pedro farklıydı.
O bana karşı her zaman nazikti. Kızlarıma da. Bunu bozmak istemedim. O yüzden ılımı davrandım.
Fakat Rosa'nın ılımlı olma anlayışı biraz farklıydı. Albert'ten özür dilediği 77 mesajda her zaman senin oldum, Pedro'ya hiç ait olmadım gibi cümleler yazıyordu. Rosa bunu onu sakinleştirmek, kontrol altında tutmak için yaptığını iddia etti. Biraz zaman geçip Mart ayı geldiğinde Albert'in mesajlarının tonu gerçekten de değişmişti. Artık Rosa'ya nefret kusmuyordu.
Hatta sanki araları düzelmiş gibiydi. Selam, bugün merkezde tüm gözler üstümüzde olacak. Birbirimize rastladığımıza hiçbir şey olmamış gibi yapalım mı? Albert sakinleşirken, Pedro garip bir şekilde agresifleşiyordu. Rosa'ya güzel, pahalı bir yüzükle evlenme teklifi etmişti ve nişanlanmışlardı.
Fakat Rosa'nın tavırlarında adını koyamadığı bir farklılık hissediyordu. Bu şüpheler onu aksi biri haline getirmişti. Hatta çevirmede durduğu bir motosiklet sürücüsünü darp ettiği için hakkında uzaklaştırma kararı bile çıkarılmıştı. Rosa'nın her an ne yaptığını merak ediyor, güvensizlik sebebiyle aralarında çıkan kavgalar hiç bitmiyordu. Rosa bu ilişkide de bunu almaya başladığını hissetti.
Aynı günlerde Albert, Rosa'ya mesajlar atıyor, sürekli olarak onu tekrar ne zaman görebileceğini soruyordu. Baş başa kalmaktan çekinen Rosa, 8 Nisan 2017 tarihinde iş arkadaşlarıyla kafeteryada otururken sonunda eski sevgilisini çağırmaya karar verdi. Ona eğer uygunsa kısaca görüşebileceklerini söyleyen bir mesaj göndermişti. Böylece konuşmanın istenmeyen bir yere gitmeyeceğini umuyordu. Ama Albert, bu buluşma esnasında herkesi şaşırtan bir şey yapacaktı.
Roza? Albert, hoş geldin. Otursana biraz. Yok yok, fazla kalmayacağım. Şunu bırakıp gideceğim.
Ama olur da fikrin değişirse diye.
Albert, elinde tuttuğu yüzüğü masaya bırakıp çekip gitmişti. Arkadaşlarını belli etmemeye çalışsa da, Rosa'nın bu tavırdan etkilendiği gözlerinden okunuyordu. Normalde evliliğe karşı olan Albert, şimdi onun için her şeyi yapmaya hazırdı. Olaya şahit olanların ifadesine göre, o an ilginç bir şey yaşandı. Bir elinin parmağında Pedro'nun yüzüğünü taşıyan Rosa, diğer eline de Albert'inkini takmıştı.
Her ikisine de sanki büyülenmiş gibi bakıyordu. Onun için savaşılması gururunu okşamıştı. Rosa bunun bir yalan olduğunu söylese de, polisler 25 Nisan'da Albert'e atılmış onlarca ses kaydına rastladılar. Bugün evi temizleyeceğim. Çok çamaşır birikti.
Ama sen gel yine de. Şu herif erken çıksa keşke. Yüz vermezsem fazla durmaz belki. Rosa'ya göre bu mesajların tek sebebi Albert'i şüphelendirmeden eve çekmek ve ona yüzüğünü iade etmekti. Pedro onun kesin ve son tercihiydi.
Ama sevdiğini söylediği bu adam hakkında kullandığı kelimeler polisin kendisine güvenmemesine sebep olmuştu. Üstelik Albert'in bu mesajlardan tam bir gün sonra kullanat telefon aldığı ortaya çıktı. Bu telefon ilk olarak 1 Mayıs'ta yani Pedro'nun kayıplara karıştığı gün aktive olmuştu. Telefon aktive olduğunda Albert'in aradığı ilk kişi ise şüpheleri güçlendirecek şekilde Rosa'ydı. Peki 1 Mayıs'ta neler yaşanmıştı?
O güne dönmeden önce kısa bir ara verelim. Ardından dosyamıza kaldığımız yerden devam edeceğiz. Vodafone'lu Alperen'den inanılmaz bir blok! Sahanın lideri benim diyor! Evet Murat, sahanın yeni bir lideri var artık.
Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleştirilen bağımsız ölçümlere göre en geniş 5G kapsaması Vodafone'da. Rosa ve Albert'in, Pedro'nun ortadan kaybolduğu güne dair anıları birbirinden farklıydı. O gün aslında çok güzel başladı. Yani diğer günlerden bir farkı yoktu, sıradan bir gündü. Ruben'den kızları alıp ailece Kadafer kaydırağına gittik.
Annem, babam, Pedro... Tüm gün orada kaydık, piknik yaptık. Herkes çok mutluydu. Tatil günümdü. Tüm gün evde çakıldım.
Bir şeyler izledim. Sonra Pedro'nun evine gittik. Babamla birlikte bahçeyle ilgilendiler. Roza'dan haber yoktu. Yücükle ilgili kararını merak ediyordu.
Akşam benim evime geldik. Çocuklar yatmak için yukarı çıktı. Albert bir sürü mesaj atmıştı. Bir iki mesaj attım, merak ettiğim için. Sonra beni aradı.
Sonra onu aradım. Polislerin bundan haberi vardı. Rosa, güzel geçen günün akşamı eve döndüklerinde Albert'i aramış ve ikisi dört dakika boyunca konuşmuşlardı. Bu, Pedro'yu öldürmek için kurdukları şeytani planın start çağrısı olabilirdi. Hatta belki de Rosa'nın çektiği yüzlerce fotoğrafla belgelenen son günleri Pedro'yla arasının ne kadar iyi olduğunu göstermek için sinsice plana dahil edilmişti.
Telefonu kapattıktan yarım saat sonra Albert durduk yere eve geldi. Pedro'yu açmaması için yalvardım. Ama bana karışmadığını söyledi. Üst kata saklandım. Aşağıda büyük bir tartışma koptu.
Sonra... Sonra sesler kesildi. Neler olduğunu bilmiyordum. Cesaretimi toplayıp aşağı indim. Her yer dağılmıştı.
Ama Pedro ortada yoktu. Kaçıp gitti. Canını kurtardı sandım. Sonra Albert, Pedro'nun arabasıyla onu takip etmemi söyledi. Oysa Albert'e göre eve gelme sebebi bir öfke krizi değil.
Aşık olduğu kadının yardım çağrısıydı. Rosa evlenebilmemiz için Pedro'nun gitmesi gerektiğinin farkındaydı. Ama bu kadar da gözü kara davranabileceğini tahmin edemedim. Pedro'nun ilacına zehir katıp onu öldürmüş. Benden cesedi ortadan kaldırmam için yardım istedi.
Ben de gerekeni yaptım. Keşke yapmasaydım. Ama onu seviyordum. Fakat Rosa, baraja doğru ilerleyen Albert'i takip ederken, sürdüğü arabanın arkasında nişanlısının cesedinin yattığından habersiz olduğunu söylüyordu. Issız araziye vardıklarında yaşananlar, Albert'in ona yönelttiği suçlamalarda farklıydı.
Merve, lütfen. Yalvarıyorum, sakin ol. Kes be, kes! Artık çok geç, Roza. Bunu siz istediniz.
Onlar, onlar ne? Beni bırakacaklar. Kapa çeneni!
Roza, anlattığına göre kaçabileceği kadar uzağa kaçmıştı. Ama zaten Albert'in hedefinde o yoktu. Peşinden gelmek yerine elinde tuttuğu benzin bidonunu Rosa'nın geride bıraktığı arabanın üzerine boca etmiş ve bir kibrit çakmıştı. Rosa ancak o zaman gerçekten ne olduğunu anlamıştı. Pedro'nun çoktan öldüğünü ve yanan arabanın içinde olduğunu o an idrak edebilmişti ancak.
Bir süre sonra arabasıyla yanına gelen Albert, onu eve bırakacağını söylemişti. Korkudan adeta felç olduğunu iddia eden Rosa, kendine denilen her şeyi notize olmuşçasına yapıyordu. Fakat Albert, kapının önünde tehditler savurmayı ihmal etmemişti. Eğer tek kelime edersen çocuklarını boğarım. Anladın mı beni?
Elin bile titremez. İn şimdi hadi. Rosa'nın kaçarken düşürdüğü anahtarlık, gerçekten de arabanın yandığı yere daha uzak bir bölgede, yolun kenarında bulunmuştu. Ama bu onu aklar mıydı? Rosa neden günlerce susmuştu?
Sesini çıkaramayacak kadar korktuğunu söylese de sonuçta kendisi de bir polis memuruydu. Geçen her günün aleyhine işlediğini biliyordu. Kendi meslektaşlarımın beni koruyacağına nasıl güvenebilirdim ki? Oscar olayında ne oldu? Hayatımı mahvetti ama yanına kar kaldı.
Bana kim inanacaktı? Çocuklarıma zarar gelmesindense kendimi feda etmeyi yeğledim. Yine olsa yine öyle yaparım.
Soruşturma neredeyse bir yıl sürmüş, polis tüm parçaları ve çelişkili ifadeleri bir puzzle gibi birleştirmeye çalışmıştı. Suçun karşısında durması gereken polislerin karıştığı bu skandal tüm Katalonya'yı sarsmıştı. Ayağa kalkan halk artık bir sonuç bekliyordu. Mahkeme süreci ancak 2020'nin Şubat ayında başladı. Medya, Rosa'ya karşı en baştan tavır almış, onu manipülasyon uzmanı, şeytani bir kadın olarak konumlamıştı.
Dava sürecine yansıyan özel hayatı ve önceki ilişkileri suçluluğunu kanıtlamak için delil olarak kullanıldı. Rosa'nın avukatı, bu sürecin oldukça adaletsiz ilerlediğini, sırf kadın olduğu için ahlaki yönden yargılanan müvekkilinin acımasızca aforoz edildiğini düşünüyor. Savcılığın iddiasıysa bu işi ne Roza'nın ne de Albert'in tek başına yaptığı yönünde. Onlara göre ikili cinayetin her aşamasını birlikte planlayıp birlikte hareket etmişlerdi. Ne var ki davada hala boşluklar mevcut.
Bu gerçekten de planlı bir eylem miydi yoksa anlık bir karar mı? Pedro tam olarak nerede ve ne şekilde öldürülmüştü? Arabaya onu taşıyan kimdi? Rosa dediği gibi tehdit altındaki bir mağdur muydu yoksa cinayeti esas kurgulayan kişi mi? Yanlış zamanda yanlış yerde olmanın ya da korkudan susmanın bedelini mi ödüyordu?
Böylesine canice bir cinayet nasıl bir motivasyonla işlenmişti? Tüm bu sorular davaya tanık olan herkesin zihninde yankılanmaya devam ederken jüri kararını verdi. Rosa Peral 25, Albert Lopez ise 20 yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Her ikisinin de özgür kalması için önlerinde uzun ve sancılı yıllar var. Rosa, çocuklarının onu ziyaret edebilmek için hapishaneye gelmekten sıkılacaklarından ve ona karşı tavır alacaklarından korkuyor.
Kızları bir gün gelip de onu suçlayanları dinlemeye karar verirse nasıl yaşayacağını bilemiyor. Gösterdiği bu sevgi ve endişe bir duygu sömürüsü mü yoksa içten hisleri mi? Bunu galiba hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bildiğimiz tek şey zehirli bir ilişkiler anı ve dürtüsel kararların onlarca kişinin hayatını sonsuza dek paramparça ettiği.
Evet, bu haftanın karanlık dosyasının da sonuna geldik. Bir sonraki karanlık dosyada görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.
Türkiye'nin en büyük podcast platformu PodBee Media şu ana kadar web sitesiyle huzurlarınızdaydı. Artık bir mobil uygulaması da var. Üstelik tüm programlarıyla tamamen ücretsiz hem sesli hem videolu olarak hizmetinizde.
Bu bölümde Sezgi Aksu, Karanlık Dosyalar dinleyicilerini İspanya'da büyük ses getiren ve gerçek bir skandala dönüşen Rosa Peral olayına davet ediyor. Eşine az rastlanır bir aşk üçgeni, polisin içine karıştığı bir cinayet ve yanıtları hâlâ netleşmemiş soru işaretlerinin izini sürüyor. Polis teşkilatı içinden gelen karakterlerin bazen fail, bazen mağdur olduğu; adalet, manipülasyon ve kadın olmanın yargısal etkilerinin tartışıldığı bir cinayet davası, titizce ele alınıyor.
"Arabanın bagajında bir ceset vardı. Gerçi buldukları bu insan kalıntısına ceset bile denilemezdi."
Sezgi Aksu — 03:53
"Rosa çekici bir kadın olduğu için birçok erkeği kolayca etkisi altına alabiliyordu. Bu yüzden de tek eşliliği hiçbir zaman benimsememişti."
Sezgi Aksu — 09:51
"Pedro’nun ilacına zehir katıp onu öldürmüş. Benden cesedi ortadan kaldırmam için yardım istedi. Ben de gerekeni yaptım. Keşke yapmasaydım."
Albert Lopez (aktarılan) — 20:27
"Eğer tek kelime edersen çocuklarını boğarım. Anladın mı beni?"
Albert Lopez’in Rosa'ya tehdidi (aktarılan) — 21:42
"Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı bu şehvet sarmalına dolanmaya hazırsanız başlayalım mı?"
Sezgi Aksu — 01:56
"Ne diyebilirim ki? Onu sevdiğim için tüm kusurlarını görmezden geliyordu. Şiddet eğilimini bile..."
Rosa Peral (aktarılan) — 13:50
"Bu gerçekten de planlı bir eylem miydi yoksa anlık bir karar mı?"
Sezgi Aksu — 23:58
"Bildiğimiz tek şey zehirli bir ilişkiler anı ve dürtüsel kararların onlarca kişinin hayatını sonsuza dek paramparça ettiği."
Sezgi Aksu — 24:56
Bu bölüm, İspanya’nın en çarpıcı polis içi cinayet dosyalarından birini derinlemesine inceliyor. Sezgi Aksu’nun hikaye anlatımında tarafsız bir analiz çabası göze çarpıyor; deliller, motivasyonlar ve toplumsal önyargılar detaylıca ele alınıyor. Dinleyiciye, “Kadının yargılanmasında cinsiyet ve sosyal algılar nasıl rol oynar? Gerçekten adil bir adalet mümkün mü?” gibi kalıcı sorular sunuluyor.
Başta Rosa'nın, ardından tüm karakterlerin hem fail hem mağdur pozisyonunda ortaya çıkması; aşk, kıskançlık, intikam ve güç ilişkilerinin karanlık yüzünü gösteriyor. Podcastin sonunda gerçeğin hâlâ tam aydınlanmadığı, adaletin ise mutlak olmadığını net şekilde hissettiriyor.