
Loading summary
A
Merhaba sevgili dostum. Her zamankinden farklı bir formatla karşındayım bugün. Karşınızdayız daha doğrusu. Video arka planında bana destek olan Ahmet yanımızda. Ahmet hoş geldin.
Hoş bulduk hocam nasılsınız? İyiyim teşekkür ederim. Sen nasılsın? Ben de çok iyiyim. Bugün konumuz narsizm.
Hep bugüne kadar ben anlattım, siz dinlediniz. Ama bugün Ahmet'le konuşurken dedi ki hocam yani bu çok popüler bir konu. Birazcık da böyle yüzeyselleşti. Benim bazı ters köşe sorularım olacak size. Ve ben sorayım siz cevaplar mısınız?
Ama böyle savunmacı yaklaşmak yok dedi. Ben de eyvallah dedim. Bakalım neler soracak. Ahmet ben de merakla bekliyorum. Ahmet söz sende.
Hocam sizin için çok güzel sorular hazırladım. Artık önüne gelene narsist deniyor. Bu terim biraz popüler kültürün sığınağı haline gelmedi mi sizce de? Yani her canımızı yakan narsist mi gerçekten? Evet bunun bir mesulü de benim.
Bugüne kadar herhalde YouTube'da narsizm konusunda böyle popüler olmuş videolar çeken isimlerden birisi benim ve biz klinikte böyle insanları gördüğümüz zaman boşuna demiyoruz bunu ama klinikte ben onu ayırt edebiliyorum. Ama bunu YouTube'da anlattığımız zaman şöyle bir noktaya geliyor. Dinleyen herkes bir belirtiyi yakaladığı zaman aha da bu narsist. Eski sevgilim narsist, eltim narsist, kaynanam narsist, eşim narsist diye. Ama maalesef bir belirtiden yola çıkarak narsist diyemeyiz bir insana.
Bazen bir insan bencil olabilir, bazen kibirli olabilir, bazen egoist olabilir. Bazen de normalde öyle olmamasına rağmen bir ilişkinin gerginleşmesiyle öyle davranabilir. Çünkü sana böyle davranmıştır, başka birine çok şefkatli olabilir. Bundan yola çıkarak şunu net olarak söyleyebilirim. Tek bir belirtiyle asla bir insana narsistik, kişilik bozukluğu var diyemeyiz.
En fazla bencil, kibirli ya da zalim diyebiliriz. Bilmiyorum bu kadar yaygın değil narsistik olmak. Yüzde 2-3 toplumda. Ama insanlara bakarsak neredeyse insanların %90'ı narsistlik gibi bir yoruma geliyoruz. Sizin meslektaşlarınız da dahil olmak üzere herkes YouTube'da narsizm anlatıyor.
Bu konunun bu kadar ekmeğinin yanması sizce de biraz suistimal değil mi? Bana da öyle geliyor. Ben uzun zamandır yani yakın zamanda pek bu konuyla ilgili video çekmedim. İlk başta da çekerken bu konuyu anlatırken bunun bu kadar izleneceğini tahmin etmiyordum. Çünkü farklı ve ilgi çekici bir konuydu.
Anlatması çok keyifliydi. Ama neredeyse yeni mezun olanlar da dahil olmak üzere psikologlar, psikolojik danışmanlar, psikiyatristler, psikoloji öğrencileri yani Herkes narsizmle ilgili şeyler çekmeye başladı. Çünkü bu tıklanma alıyor. Çünkü bu popüler oluyor. Ve hakikaten sosyal medyada birazcık popüler olmak, takipçi kazanmanın kısa yollarından birisi narsizmle ilgili videolar çekmek oldu.
Peki hocam narsizin bir kişilik bozukluğuysa toplumun %90'ı neden eski sevgilisinin narsist olduğunu iddia ediyor? Bu matematikse olarak mümkün değil bence sizce. Kesinlikle öyle Ahmet, ben de öyle düşünüyorum. Biraz önce de söyledim zaten. %2-3'lük bir orandan bahsediyoruz ama şöyle düşün.
Mesela bir ilişki bittiği zaman insanın böyle canı yanar. Ayrılık acısı neredeyse bedensel bir acı kadar acı veriyor bize. Belki aldatıldın, belki terk edildin, belki herhangi başka bir şeyden dolayı bir şekilde o ilişki bitti ve canın yanıyor ve sen o ilişkinin bitmesini istemeyen taraftın. Burada mevzu ne biliyor musun? Birisine bir tanı koyduğumuz zaman, bir etiket koyduğumuz zaman kendimi daha masum tarafa çekmem kolaylaşıyor.
O narsistti, onun psikolojik zorlukları vardı, psikolojik sıkıntıları vardı. Benim hiçbir problemim yoktu. Şimdi böyle olunca beni vicdani anlamda aklama noktasına getiriyor. Başka bir insanı narsistlik olarak etiketlemem. Ama dediğim gibi eğer durmadan diğer insanları böyle etiketliyorsak bu çok gerçekçi değil bana göre.
Özgüvenle narsizm arasındaki o ince çizgiler de tam olarak. Yani bugün özgüvenli dediğimiz birçok insan aslında sadece narsist olabilir mi? Yani evet özgüven konusu çok popüler ama sınırlar bence o kadar da muğlak değil. Belirgin bir sınırdan bahsedebiliriz. Özgüven dediğimiz mevzu benim kendi düşüncelerime, kendi bakış açıma, kendi hayat görüşüme güvenmem anlamına geliyor.
Ve burada başkasının hakkına girmemek dediğimiz bir şey söz konusu. Ben evet kendimi sevebilirim, kendime şefkat gösterebilirim ama başkasını manipüle etmem, başkasını istismar etmem. Şimdi narsistik kişilik bozukluğundaysa şu var, onlar da zaten var olanın ötesinde. Mesela kişi çok yeteneksiz olabilir ama dünyanın en yeteneklisiymiş gibi hisseder. Kişi çok çirkin olabilir dünyanın en güzeli, en yakışıklısıymış gibi hisseder ve bu dünyada Hakkı olmamasına rağmen her şeye hakkı olduğunu düşünür.
Özgüvende ise var olan bir şey var. Hakkım varsa hakkım olduğunu düşünürüm. Güzelsem güzelimdir. Başarılıysam başarılıyımdır. Öbür tarafta kişi buna sahip olmasa da her şeyin en mükemmeline sahip olduğunu düşünür ve bazen bunu bir manipülasyon aracı olarak kullanır.
Diğer insanları sömürmek için, kullanmak için, kendi hayatında duygusal bir tatmin yaratmak için kullanabilir. İkisi arasındaki temel şey birisi diğerine zarar vermiyor, öbürü diğerini istismar edebiliyor. Manipülasyon demişken aklıma geldi. Narsistler gerçekten bu kadar zeki ve planlı manipülasyonlar mı yapıyor yoksa biz mi onları kafamızda birer strateji dehası gibi büyütüyoruz? Bence bu çok güzel bir soru Ahmet.
Şöyle bir şey söyleyeyim. Ben bugüne kadar narsistik ilişkileri olmuş kadınlarla ya da erkeklerle karşılaştığım zaman onlara şunu soruyorum. Mesela bu insanı gördüğün zaman sana heyecan veren tarafı neydi? İşte şöyle havalıydı, şöyle kendinden emindi ve işte kendini övüyordu, işte diğer insanlara karşı onları manipüle edebiliyordu, güçlü bir karakterdi. Anlatırken bile aslında onların olumsuz özellikleri ortaya çıkıyor.
Ve ben diyorum ki işte dümdüz sana böyle iyi gelecek, eşin olabilecek, çocuğuna anne baba olabilecek bir adamı, kadını tarif ettiğim zaman ya diyor hocam diyor çok sıkıcı geliyor. Şimdi ne yapıyoruz biliyor musun? Bugüne kadar ilişkilerim kötü gitmişse ben hep alacaklı gibi hissetmeye başlıyorum. Bugüne kadar beş tane ilişkim kötü bitti ve ben mutsuz hissettim. Hayal kırıklığına uğradım orada.
Ve bunun sonrasında altıncı ilişkide daha önceki beşinde ortaya çıkan hayal kırıklığını altıncıdan tatmin etmek istiyorum. Bu da gerçek üstü bir beklenti ortaya çıkartıyor. Düzgün insanlar, uzun süreli ilişki kurabileceğin insanlar o kadar da şaşalı değil. Sana o kadar vaatler de gelmiyor. Ama narsist ne yapıyor biliyor musun?
Sendeki o yüksek beklentiyi görüyor. ve seni tavlamak, etkilemek için ilk başta öyleymiş gibi, bunları karşılayabilirmiş gibi bir durum ortaya çıkartıyor ve sen ona aşık oluyorsun. Yani burada narsistler her zaman zekidir, stratejiktir diyemem ama şunu diyebilirim, sen o kadar gerçekçi olmayan yüksek beklentilere sahipsin ki ister istemez narsiste bu Zayıflığını, bu zayıf halkayı çok kendi işine gelecek şekilde kullanabiliyor. Hep narsistlerin kurbanlarından bahsediliyor. Peki bir narsiste hayatını alan ve orada ısrarla kalan kişinin hiç mi sorumluluğu yok?
Elbette yani burada herkes aynı şeyi defa yaşıyorsa ve sürekli yaşıyorsa orada bir nasıl diyeyim mağduriyet değil de tercih de söz konusu olabiliyor açıkçası. Elbette şunu demek istemem bazen mesela narsistik insanlarla psikopat özellikleri olan insanlar bir şiddet sarmalı içerisinde karşıdaki insanı elini kolunu bağlayacak şekilde sıkıştırabiliyor. Ama şöyle bir durum var ben Eğer ciddi bir fiziksel rahatsızlığım yoksa, zeka problemim yoksa az çok bana iyi gelmediğini fark etmem gerekiyor. Ve insan kendi hayatının sorumluluğunu almadığı müddetçe ne yapıyor biliyor musun? Orada onun değişmesini bekliyor.
Ve eğer sen hayatında narsist olan bir insanın gerçekten öyle olduğundan eminsen ve gitmiyorsan ve onun bir gün değişebileceğine inanıyorsan oradaki konfor alanından çıkamıyorsun demektir. Bu da aslında o insanların o noktada kalmalarının bir anlamı, bir sebebi olabilir diye düşünebiliyorum. Eğer ben şikayet edip kendimi rahatlatıyorsam ama hiç eyleme geçmiyorsam birazcık da problem bende diye düşünüyorum. Kendimizi her zaman hayatımızda farklı alanlar açmamız gerekiyor. Narsistik insanlarla bir ömür boyu da yaşamını sürdürebilirsin ama senin onun ağzından gelecek minicik bir ilgi, alakayı Yalvararak alman gerekir.
Devamlı bir sevgi kırıntısı peşinde koşarsın. Ve devamlı belki bir küçümsenme, aşağılanma içinde yaşarsın. Bunu yaşamak mı? Evet, alıştığım kötü. Yeni olan iyiden daha iyidir ama bir yerde risk almak lazım ve kendi hayatımızda, arkadaşlıklarımızı, hayallerimizi, ailemizi, ailemizle olan ilişkilerimizi geliştirmemiz gerekiyor.
Yoksa yani narsist kolay kolay değişmiyor. Hocam bu dediklerinizden yola çıkınca benim kafamda farklı kapılar açıldı. Peki narsist mağduru olmak kişinin kendi hatalarını görmezden gelmesi için kullandığı bir mağduriyet zırhı olabilir mi? Evet güzel bir bakış açısı Ahmet. Bence de olabilir.
Neden olmasın? Çünkü düşünsene karşı taraf mesela ben hayatta belki başarısız oldum. Ben belki diğer insanlarla ilişkim çok da iyi gitmedi. ve hayatımda bir insan var. Belki narsistlik özellikleri var, belki cidden narsist seviyede bir insan ve o insanı suçluyorum devamlı.
Böyle olunca devamlı şikayet ettiğim, problemin odak noktası olarak gösterdiğim biri var ve sohbetlerim hep bundan besleniyor. Diyorum ki ben bugün iş hayatımda başarısızım çünkü narsist bir sevgilim var, eşim var. Ben işte ailemle görüşmüyorum çünkü narsist bir eşim, sevgilim var. Hayattaki kötü giden her şeyde narsisti suçladığımız zaman bu benim hatalarımla yüzleşmemi, benim hatalarımı çözme sorumluluğunu alma zahmetine girmemi engelliyor. Bu da ister istemez kurban rolünde olmak her zaman bir konfor sağlar.
Böyle bir tarafı var bence. Birine narsist dediğimizde aslında şunu mu demek istiyoruz? O benim istediğim gibi davranmıyor, o yüzden o hasta. Bu da bir çeşit narsizm değil mi aslında? Eğer böyle diyorsa, tam olarak bu şekilde ifade ediyorsa Ahmet, bence evet olabilir.
Bu da narsistik bir özellik diyebiliriz. Çünkü ben mesela çok yüksek beklentilere sahip olabilirim. Gerçekçi olmayan isteklerim olabilir bir ilişki içerisinde. Mesela hep benimle olacaksın. Hep beraber zaman geçireceğiz.
Ailenle daha az zaman geçireceksin. İşte arkadaşlarınla görüşmeyeceksin. Gerekirse işinden, hayallerinden vazgeçeceksin. Ve bunu yapmazsa karşı taraf O anda düşünsene mesela ben diyorum ki bu insan narsist bana böyle davrandı. Halbuki aslında narsistik özelliklere sahip olan insanların ben diğer insanları narsist olarak suçlama ihtimallerinin daha yüksek olduğunu düşünüyorum.
Biri diğer insanlar için çok fazla narsist ifadesini kullanıyorsa o insanın narsist olma ihtimali de yüksektir diyebiliriz. Hocam son zamanlarda gelişen kişisel gelişim sektörüyle alakalı hep kendini sev, sen her şeyden önemlisin, önce ben de diyen kişisel gelişim sektörü aslında toplu bir narsizm fabrikası gibi çalışmıyor mu sizce de? Yani ben de bu konuyu çok eleştiyorum Ahmet. Ben de hakikaten biraz bu kendini sev, kendine önem ver. Hatta öyle bir noktaya geldi ki biraz Amerikan usulü oldu.
diğer insanlara rağmen kendini sev. Yani o kadar merkeze kendini alıyorsun ki bu da ister istemez tam narsistik diyemesek de çok bencil ve egoist insanlar haline dönüşme yolunda ilerliyoruz. Şimdi ben iyi hissedeceğim ama diğer insanların da bana iyi hissettirmesini bekliyorum ve hep bana hep bana bakış acısı var. Peki sen ne yapıyorsun diğer insanlara iyi hissettirmek için? Bu iyi hissetme hali kolektif bir şey.
Yani diğer insanlarla beraber ben onlara güzel bir adım atacağım ki onlar da bana güzel bir adım atacak. Bazen elbette alttan alacağım zamanlar gelecek ama sosyal medyadaki paylaşımlara bakıyorsun alttan alma, ilişkiyi kes, selam verme, hayatından çıkar. Böyle bir dünya mümkün değil. Bu çok bencilce. Yani bunu yapmamak adına birazcık ben yeri geldiğinde istismar edilmemesi koşuluyla alttan almak, fedakarlık yapmak, bazen ilk adımı atan olmak, bazen güzel şeyleri karşı tarafa yapan insanın biz olması gibi şeylerin çok da değerli olduğunu düşünüyorum.
Evet kendime değer vereceğim ama diğer insana da değer verirsem o zaman çok çok daha kalıcı bir şey ortaya çıkartırız diye düşünüyorum. Ama hep ben, hep ben dersek yani muhtemelen daha narsistik, daha bencil bir topluma zaten önemli ölçüde dönüştük ama daha da artacaktır gibi geliyor bana. YouTube'da bu narsist içeriklerin çok fazla tutmasından bahsetmiştik. Burada sadece aslında YouTuber'ların bunu bize dayatmasından ziyade veyahut da psikologların bize bunu dayatmasından ziyade insanlar neden bu kadar çok narsist videolarını izliyor? Kendi hayatlarındaki boşlukları bir suçlu bularak mı dolduruyorlar?
Yani aslında bence biraz önce bu soruya kısmen cevap vermiş olduk. Yani diğer insanları narsist olarak suçlamak, yani eski sevgili, eski eş, aileden birisi insanın kendi hatalarıyla yüzleşmesini engelliyor. Elbette sonuçta Youtube'da bunlar çok konuşuldu, psikologlar bunu çok anlattı diye bu bu kadar popüler olmadı. Psikologların anlattığı, Youtube'da anlatılan o kadar başka konu var ki bu kadar popüler olmayan demek ki. İnsanların cephesinde bu bir karşılık buluyor.
Böyle de bir sorun var. Evet toplumsal anlamda narsizm oranları gitgide artıyor eskiye oranla. Ama bu kadar tutmasının sebebi insanın kendi hatasıyla yüzleşmektense başkasını suçlaması çok çok daha kolay. Bana birazcık öyle geliyor bunun sebebi. Hocam sizce biz bu tür videoları izleyerek narsistlerden korunmayı mı öğreniyoruz yoksa herkese şüpheyle bakan birer paranoyaklara mı dönüşüyoruz?
Evet, bence yine haklı bir soru ama bence iki seçenek de doğru. Evet, narsistlerden korunmayı öğreniyoruz. Çünkü bazen gerçekten narsistlik ilişki kurbanı olan ve böyle bir ilişki içinde olduğunu fark etmeyen, devamlı karşı tarafa kendini kanıtlamaya çalışan özgüvenini kaybetmiş bazı insanlar o ilişkinin sıkıntılı tarafını, karşı tarafın patolojik yönlerini, kendi eksik yönlerini böyle içeriklerle eğer bilimsel yöntemlere, kanıtlara dayalı içeriklerse öğreniyorlar ve eyleme geçiyorlar. Bu noktanın ötesinde bir de işte herkesi şüpheyle bakmak var. Devamlı böyle şeyleri gördüğümüz zaman herkesin minicik davranışından anlamlar çıkartmaya başlıyoruz.
Biz de mesela psikoloji öğrencisi olduğumuz zamanlarda böyle belirtileri okuduğumuz zaman abi bende var bu annemde var bu babamda var diye çok düşünürdük. Bu kadar çok fazla psikoloji videosu izlemek de bizi biraz paranoyak hale getiriyor. Yani iki cepheli bir durum var. Bir tarafıyla gerçekten bu işin kurbanı olan insanlara yardımcı oluyor. Elbette dediğim gibi bilimsel kanıta dayalı videolar söz konusu olduğu zaman.
Ama öbür tarafta da devamlı böyle şeyleri izliyorsan bu sefer paranoyak olup gidip de yalnızlaşma eyleminde de oluyoruz. Çünkü devamlı diğer insanlardan zarar görecekmiş gibi düşünmeye başlıyor insan. Bunu da tehlikeli olarak görüyorum. Var mı başka soruların Ahmet? Hocam şu anlık bitti benim sorularım ama yine gelecekte başka sorularım olabilir.
Başka videolarda görüşmek üzere diyorum. Teşekkür ederim. Çok sağ olun. Teşekkür ederim. Hemen rolü kapıyordun ha valla.
Efendim birazcık böyle ters köşeden bakmak istedik. Kendimi de eleştirmek isterim. Ben de bu konuda dediğim gibi çok fazla video çektim. Bazen bu mevzunun yaygınlaşmasına sebep olanlardan birisiyim. Olur da birisine yanlış bir mesaj vermişse o noktada kusura bakmayın lütfen.
Şimdilik söyleyeceklerimiz bunlar. Peki sen bu konuda ne düşünüyorsun? Yani bu kadar bu mevzunun popüler olması sana nasıl geliyor? Senin de fikirlerini yorumlar kısmında duymak isteriz açıkçası. Kendine iyi davran güzel insan.
Görüşmek üzere, hoşçakal.
KENDİNE İYİ DAVRAN
Beyhan Budak ile “Narsisizm Moda Oldu. Ama Gerçek Ne?” – Ters Köşe Sohbet
[Tarih: 15 Nisan 2026]
Özet:
“Bir belirtiden yola çıkarak narsist diyemeyiz bir insana.” (Beyhan Budak, 00:54)
Notable Quote:
“Dinleyen herkes bir belirtiyi yakaladığı zaman 'aha da bu narsist.' Eski sevgilim narsist, eltim narsist, kaynanam narsist, eşim narsist diye. Ama maalesef bir belirtiden yola çıkarak narsist diyemeyiz bir insana.”
(Beyhan Budak, 00:48)
Özet:
“Herkes narsizmle ilgili şeyler çekmeye başladı. Çünkü bu tıklanma alıyor. (...) Birazcık popüler olmak, takipçi kazanmanın kısa yollarından birisi narsizmle ilgili videolar çekmek oldu.” (Budak, 02:15)
Özet:
“Birisine bir tanı koyduğumuzda kendimi daha masum tarafa çekmem kolaylaşıyor.” (Budak, 03:26)
Notable Quote:
“Devamlı şikayet ettiğim, problemin odak noktası olarak gösterdiğim biri var ve sohbetlerim hep bundan besleniyor. (...) Bu benim hatalarımla yüzleşmemi, sorumluluğunu alma zahmetine girmemi engelliyor.”
(Budak, 09:26)
Özet:
“Özgüvende ise var olan bir şey var. Hakkım varsa hakkım olduğunu düşünürüm... Öbür tarafta kişi buna sahip olmasa da her şeyin en mükemmeline sahip olduğunu düşünür...” (Budak, 04:42)
Notable Quote:
“İkisi arasındaki temel şey: [Özgüvende] biri diğerine zarar vermiyor, öbürü diğerini istismar edebiliyor.”
(Budak, 04:59)
Özet:
“Narsistler her zaman zekidir, stratejiktir diyemem ama sen o kadar gerçekçi olmayan yüksek beklentilere sahipsin ki... narsiste bu zayıf halkayı kendi işine gelecek şekilde kullanabiliyor.” (Budak, 06:35)
Özet:
“İnsan kendi hayatının sorumluluğunu almadığı müddetçe... onun değişmesini bekliyor.” (Budak, 07:30)
Özet:
“Biri diğer insanlar için çok fazla narsist ifadesini kullanıyorsa o insanın narsist olma ihtimali de yüksektir diyebiliriz.” (Budak, 10:55)
Özet:
“Biraz Amerikan usulü oldu... diğer insanlara rağmen kendini sev. O kadar merkeze kendini alıyorsun ki bu da bencil ve egoist insanlar haline dönüşme yolunda ilerliyoruz.” (Budak, 11:24)
Özet:
“İnsanların cephesinde bu bir karşılık buluyor.” (Budak, 13:32)
Özet:
“Yani iki cepheli bir durum var. (...) Ama öbür tarafta da devamlı böyle şeyleri izliyorsan bu sefer paranoyak olup gidip de yalnızlaşma eyleminde de oluyoruz.” (Budak, 14:40)
Beyhan Budak, bölüm sonunda özeleştiride bulunarak popüler psikoloji ve narsizm içeriklerinin, hem fayda sağladığını hem de hatalı etiketlemelerin yaygınlaşmasında etkisinin olduğunu kabul ediyor. Samimi, sorgulayıcı ve bilgilendirici bir tonu var.
Bölüm, dinleyiciyi bu konuda düşünmeye ve kendi hayatında ne tür etiketler yapıştırdığına dair sorgulamaya davet ediyor:
“Sen bu konuda ne düşünüyorsun? Yorumlarda duymak isteriz. Kendine iyi davran güzel insan.”