
Hosted by Mustafa Çay · TR

Bir düşünce deneyi ile başlayalım: Bir odada 100 kişi var. 99'u güvenilir, sıcak, gerçek birer insan… Yalnızca 1'i tehlikeli. Peki siz hangisini bulurdunuz?Eğer bu soru sizi rahatsız ettiyse, bugünkü bölüm tam size göre.Çünkü bu bölümde yanlış kişiyi seçmenin şans ya da kaderle hiçbir ilgisi olmadığını konuşuyoruz. Konuşuyoruz; çünkü asıl mesele, içimizde yıllarca sessizce çalışan ve bizi farkında olmadan yanlış yöne doğru götüren o gizli pusulada gizli.Bu Bölümde Neler Konuştuk?— Yanlış kişiye tekrar tekrar çekilmek tesadüf mü, bilinçdışı bir program mı? — "Aramızda inanılmaz bir kimya vardı" derken aslında ne hissediyoruz? — Neden huzurlu ve istikrarlı insanları "sıkıcı" buluyoruz? — Zihin bizi nasıl ikna eder; beden ise gerçeği neden hiç gizleyemez? — Hayır diyememek nereden geliyor ve bu neden narsistik ilişkilerde sizi mahsur bırakıyor? — Çocukluktaki bağlanma örüntüleri yetişkin ilişkilerimizi nasıl şekillendiriyor? — Ve en önemlisi: Bu döngüden çıkmak gerçekten mümkün mü?Bessel van der Kolk'un da vurguladığı gibi, beden kayıt tutar. Zihnimiz "her şey yolunda" derken, kronik mide gerginliği, uyku bozukluğu ya da göğüs sıkışması çok farklı bir şey söylüyor olabilir. Bu bölümde, o bedensel mesajları nasıl okuyabileceğimizi de birlikte ele aldık.Ayrıca Japon Kintsugi felsefesinin bize ilişki psikolojisi açısından söylediklerine de değindik: Kırılmak, değerini yitirmek değildir. Kırılan ve yeniden birleşen bir şey, hiç kırılmamış olandan çok daha derin bir hikâye taşır.Her türlü soru, öneri ve iş birliği için: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli BilgilendirmeBu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; ilişki psikolojisi, travma farkındalığı ve kişisel gelişim alanlarında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki hiçbir içerik; psikolojik bir durumun tanısı, tedavisi veya terapisi yerine geçmez.Kendinizde bu bölümde bahsedilen örüntüleri fark ediyorsanız, lütfen bir ruh sağlığı uzmanına başvurmaktan çekinmeyin.

Hayatında hiç şöyle biri oldu mu? Sakin konuşur, bilge görünür, seni "görüyor" gibi hissettirir… Ama onunla her sohbetin ardından, tarif edemediğin bir yorgunluk, açıklanamayan bir küçüklük hissiyle baş başa kalırsın...İşte bu bölümde tam olarak bunu konuşuyoruz.Spiritüel narsisizm; manipülasyonun en sofistike, en fark edilmesi zor ve belki de en yaygın biçimi. Bağırmaz, ezmez, aşağılamaz. Tam tersine; sana özel hissettirir, seni "uyandırır", rehberlik eder… Ve tam da bu yüzden içine sızmak için mükemmel bir kılıktır.Bu bölümde şunları ele alıyoruz:-Spiritüel narsisizm nedir ve neden bu kadar tehlikelidir?-John Welwood'un "Spiritual Bypassing" yani ruhsal kaçınma kavramı bize ne anlatıyor?-Toksik pozitifliğin altında ne gizleniyor?-Carl Jung'un gölge teorisi bu dinamiği nasıl açıklıyor?-Komünal narsisizm nedir; iyilik bir güç gösterisine nasıl dönüşür? Ve en önemlisi… Gerçek bir spiritüel rehberi sahte olandan ayırt eden 3 temel ölçüt nedir?Seni yönlendiren, rehberlik eden, "en iyisini bilen" o ses… Gerçekten sana mı ait? Yoksa yıllar içinde içine işlemiş, başka birinin sesi mi?Bu sorunun cevabını bulmak için hazırsan, kulaklıklarını tak. Çünkü bu bölüm, sadece bir psikoloji dersi değil… Belki de uzun süredir beklediğin bir ayna.Her türlü soru, geri bildirim ve işbirliği için bana ulaşabilirsin: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca psikoeğitim ve farkındalık amaçlı hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçmez. Kendinizde ya da yakınlarınızda bu bölümde ele alınan örüntüleri fark ediyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya ruh sağlığı uzmanına başvurunuz.

Hiç kendinizi, harcadığınız her kuruşu meşrulaştırmak zorunda hissettiniz mi? Ya da karşınızdaki kişinin cömertliğinin neden yalnızca belirli kişilere, belirli anlarda aktığını merak ettiniz mi?Bu bölümde çok konuşulan ama çok az anlaşılan bir dinamiği masaya yatırıyoruz: ilişkilerde para üzerinden kurulan manipülasyon...Para hakkında konuşmak, pek çok kültürde hâlâ "kabalık" sayılır. Ama bazı ilişkilerde para, o ilişkinin gerçek yüzünü gösteren tek aynadır. Ve o aynaya ne kadar geç bakarsanız, kendinizden de o kadar uzaklaşırsınız.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Zengin ve fakir narsistlerin para karşısındaki tutumu neden temelde aynıdır?"Senin için ayrı kural, benim için başka kural" dinamiği ilişkilere nasıl yansır?Finansal gaslighting nedir ve sizi nasıl kendi gerçekliğinizden koparır?Narsistik kişiler para aracılığıyla statü mü kurar, kontrol mü?Yıllarca fark edilemeyen bu örüntüyü nasıl tanıyabilir ve kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?Belki de en sarsıcı gerçek şu: narsizm lüks bir hastalık değildir. Spor arabası olan da olmayan da aynı mimariyle işler. Cüzdan kalın olabilir, ince olabilir ama oyunun kuralları hiç değişmez.Bu bölüm; ilişkisinde sürekli kendini küçük hisseden, haklılığını kanıtlamaktan yorulan ve "acaba ben mi yanlış düşünüyorum?" diye içinden geçiren herkese adanmıştır.Her türlü soru, görüş ve destek talepleriniz için: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde ele alınan konular yalnızca psikolojik farkındalık ve genel bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi içermemektedir. Kendiniz ya da yakınlarınız hakkında ciddi endişeler taşıyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya ilgili sağlık profesyoneline başvurunuz.

Bir hapishane düşünün… Duvarları yok, demir parmaklıkları yok, kapısı ardına kadar açık. Ama siz, bilerek ve isteyerek çıkmıyorsunuz.Bu bölümde, insan zihninin en derin ve en az konuşulan paradokslarından birini masaya yatırıyoruz: Sizi yavaş yavaş yok eden birine neden sırılsıklam âşık olunur? Beyin, acıyı nasıl sevgiye dönüştürür? Ve en zeki, en güçlü insanlar bile bu döngünün içine neden düşer?Bu Bölümde Neler Konuştuk?Stockholm Sendromu'nun 1973'teki o çarpıcı banka soygunundan günümüze nasıl uzandığını, toksik ilişkilerin neden mükemmel bir başlangıçla sahneye çıktığını ve idealizasyon, değersizleştirme, yeniden yakınlaşma döngüsünün beyinde nasıl bir bağımlılık yarattığını konuştuk.Toksik bir ilişkiden neden ayrılamadığınızı ya da çevrenizde bunu yaşayan birini neden bir türlü anlayamadığınızı merak ediyorsanız; bu bölüm tam olarak o soruya cevap veriyor.Bu Bölümde Ele Aldığımız Konular:→ Stockholm Sendromu nedir ve günlük ilişkilerde nasıl görünür?→ Narsistik ilişki dinamiklerinde idealizasyon, değersizleştirme ve yeniden yakınlaşma döngüsü→ Travma bağı neden romantik bağdan çok daha güçlüdür?→ Beyin neden kaos ile tutkuyu birbirine karıştırır?→ "Neden ayrılamıyorum?" sorusunun gerçek ve bilimsel yanıtı→ Farkındalık bu döngüyü kırabilir mi?Dinledikten sonra aklınızda kalan sorular, paylaşmak istediğiniz düşünceler ya da bir sonraki bölüm için öneri ve talepleriniz için her zaman yazabilirsiniz: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli Bilgilendirme:Bu podcast yalnızca psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. İçeriklerde yer alan hiçbir bilgi, herhangi bir psikolojik tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizle ya da yakınlarınıza ilişkin ciddi bir endişe yaşıyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşün.

Bir ilişki biter. Ama o ilişki sizi bırakmaz.Adres değiştirirsiniz, telefonu kapatırsınız, belki şehri bile terk edersiniz. Yine de gecenin sessizliğinde tanıdık bir ses belirir: "Acaba haklı mıydı? Acaba ben mi abartıyordum?" Bu bölümde tam olarak o sesin anatomisini konuşuyoruz.Narsistik ilişkiler neden hep aynı büyülü sahneyle başlar ve o sahnenin arkasında ne vardır? Çocuklukta öğrendiğimiz "hayatta kalma stratejileri" bizi yetişkinlikte nasıl yanlış bir pusulayla donatır? Slot makinesi etkisi nedir ve beyin neden öngörülemeyen ödüllere bağımlılık geliştirir? "Değişecek" umudu neden iyileşmenin önündeki en büyük engeldir? Ve masadan kalkmak ne anlama gelir?Her türlü soru, öneri ve iş birliği için: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler; genel farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi içermemektedir. Kendiniz ya da sevdikleriniz hakkında ciddi endişeler taşıyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya uzman hekim desteğine başvurun.

Geceleri yatmadan önce telefonu açıyorsunuz. Birinin kusursuz tatil fotoğrafı, hiç tanımadığınız birinin "mükemmel hayatı." Ve siz, yarı karanlıkta o ekrana bakıyorsunuz.O an içinizde ne olduğunu hiç düşündünüz mü?Bu bölümde, dijital çağın en sinsi psikolojik tuzağını konuşuyoruz: kırılgan narsisizm. Kibirli, sahneyi hep kendine çeviren klasik narsist portresi artık tek tehlike değil. Asıl dikkat edilmesi gereken tip çok daha az görünür; sürekli incinmiş, sürekli mağdur, sürekli "kimse beni anlamıyor" diyen; ama içinde sessizce kaynayan bir benlik açlığı taşıyan o tanıdık tip.Sosyal medya bu tipi icat etmedi. Ama ona mükemmel bir sahne kurdu.Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:Neden başkalarının hayatı ekranda hep daha parlak görünür? Beğeni beklerken aslında ne arıyoruz? Alfred Adler'in bir asır önce tanımladığı "aşağılık duygusu" bugün algoritmayla nasıl buluştu? Ve en önemlisi; vitrin ile gerçek benlik arasındaki mesafe kapanırsa ne olur?Cevaplar, sandığınızdan çok daha kişisel.Çünkü bu bölümün sonunda fark edeceksiniz ki: Narsisizm yalnızca "öteki insanlar" meselesi değil. Sosyal medyanın mimarisi, kıyaslama alışkanlığını, onay bağımlılığını ve sahte benlik inşasını hepimize sistematik olarak öğretiyor. Ve öğrendiğimizi çoğu zaman fark etmiyoruz.Winnicott'tan Adler'e, vitrin metaforundan dijital çağın kimlik krizine uzanan bu bölüm; bir suçlama değil, bir farkındalık daveti.Yeni bölümlerden haberdar olmak için podcast'i takip etmeyi unutmayın.Sorularınız, görüşleriniz ve iş birliği teklifleri için her zaman ulaşabilirsiniz: groups.mustafacay@gmail.comBilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler genel psikoloji eğitimi ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçmez. Kendinizde ya da sevdiklerinizde ciddi psikolojik belirtiler gözlemliyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatriste başvurunuz.

Narsisti tanımak sanıldığı kadar kolay değil. Kibir, büyüklenmecilik, bencillik… Bunlar yalnızca dışarıya bakan yüzler. Asıl hikâye, çok daha derinde başlıyor. Bu bölümde, narsisizmin en az konuşulan ama en yıkıcı boyutuna giriyoruz: Yakınlık kuramamak. Neden bu kadar çekici başlarlar? Neden bir süre sonra her şey bir boşluk gibi hissettirir? Ve en önemlisi; sizi bırakmıyorlarsa, bu sevgi mi, yoksa başka bir şey mi?Otto Kernberg'in derin klinik gözlemlerinden Dr. Douglas Weiss'ın yakınlık anoreksiyası kavramına uzanan bu yolculukta, narsistik ilişkilerin işleyişini katman katman açıyoruz. Ekmek kırıntısı dinamiğini, gelecek vaatlerinin psikolojisini ve bu örüntünün kökenlerini; hem romantik ilişkilerde hem de ebeveyn-çocuk bağında birlikte inceliyoruz.Belki yıllarca kendinizi suçladınız. Belki hâlâ "biraz daha sabredersem" diye bekliyorsunuz. Belki de sadece anlamak istiyorsunuz... Bu bölümde konuşulanlar:Gerçek yakınlık nedir ve narsist neden ondan kaçar?Sevgi bombardımanından ekmek kırıntısına giden yolYakınlık anoreksiyası: Duygusal bağlantıyı aktif olarak reddetmekGelecek vaatleri ve duygusal Ponzi şemasıNarsistik ebeveyn-çocuk dinamiği ve yetişkinliğe taşınan izlerNarsistin en büyük korkusu: Görünmez olmakVe en önemli soru: Buradan çıkış nasıl başlar?Sorularınız, deneyimleriniz veya iş birliği talepleriniz için her zaman ulaşabilirsiniz: groups.mustafacay@gmail.comBir Hatırlatma: Bu bölümde paylaşılan içerikler psikolojik farkındalık ve eğitim amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizle ya da yakınlarınızla ilgili ciddi kaygılar yaşıyorsanız, lütfen uzman bir psikolog veya psikiyatriste başvurun.

Bir gün gelir, tüm kanıtları masaya koyarsınız. Mesajlar, ekran görüntüleri, tarihler, tanıklar... Yıllarca biriktirdiğiniz her şey orada, gözler önündedir. Ve siz, mantığın er ya da geç kazanacağına inanırsınız. Çünkü gerçek, paylaşılan bir zemindir; gökyüzü mavidir, su ıslaktır, iki kere iki dörttür.Ama ya karşınızdaki kişi, sizinle aynı gerçeklik haritasını kullanmıyorsa?Bu bölümde, bir narsistin köşeye sıkıştığında inşa ettiği dört duvarı birlikte gezeceğiz. Her biri farklı malzemeden yapılmış, her biri farklı bir illüzyona dayanan ama hepsi de aynı şeyi koruyan dört duvar: Sorumluluktan kaçış.İlk duvarda, beklemediğiniz tuhaf bir sessizlikle karşılaşacaksınız. Bu sessizlik bir teslimiyet değil, kulağınızın duyamayacağı bir frekansta yayılan bir SOS sinyalidir; ve onu duyanlar, çoktan yola çıkmıştır. İkinci duvarda, konuşmanın içeriği değil, sesinizin tonu yargılanır. Evinizi yakan kişi, elinde benzin bidonuyla size dönüp gürültü yapmamanızı rica eder. Üçüncü duvar, insan zihninin karşılaşabileceği en absürt mimaridir; bir anda her şey silinir ve size öğle yemeğinde ne yiyeceğiniz sorulur. Ve son duvar... En ince ama en zehirli olanı. Roller tersine döner, mağdur sanık sandalyesine oturtulur ve siz, yıllar süren bir istismarı anlatırken kendinizi savunmak zorunda kalırsınız.Bu yolculuğun sonunda, belki de en sarsıcı soruyla yüzleşeceğiz: Ya "onu nasıl yenerim?" sorusunun kendisi, narsistik döngünün son tuzağıysa? Ya kazanmak, onu yenmek değil de oyundan çekilmekse?1973'te Herbert Freudenberger'in keşfettiği "tükenmişlik" kavramı, tam da burada devreye girer. İçeride kimsenin olmadığı bir kapıyı çalmaya devam ettikçe, yıpranan o kapı değil, sizin yumruğunuzdur. Belki de gerçek güç, itirafı koparmak değil; artık ihtiyaç duymadığınız bir itirafı beklemekten vazgeçmektir.Ve o vazgeçiş, özgürlüğün başlangıcıdır.📩 Her türlü görüş, soru, geri bildirim ve işbirliği önerileriniz için bana şu adresten ulaşabilirsiniz: groups.mustafacay@gmail.com Önemli Bilgilendirme Bu podcast'te paylaşılan içerikler; farkındalık oluşturmak, bilgi sunmak ve genel psikoloji okuryazarlığına katkı sağlamak amacıyla hazırlanmaktadır. Burada anlatılanlar herhangi bir tanı, tedavi ya da terapi yerine geçmez; geçmesi de mümkün değildir. Her insanın hikâyesi kendine özgüdür ve gerçek bir profesyonelin değerlendirmesini gerektirir. Eğer yaşadıklarınızın günlük hayatınızı, ilişkilerinizi ya da ruhsal bütünlüğünüzü etkilediğini hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir hekime, psikiyatriste ya da klinik psikoloğa başvurmaktan çekinmeyin.

Kaç kez "bir daha asla" dedin? Kaç kez yeni bir ilişkiye umutla girdin ve kendini yine aynı yerde, aynı acıyla buldun?Bu bir tesadüf değil. Ve senin "yanlış birini seçme" konusunda özel bir yeteneğin de yok. Olan şey çok daha derin, çok daha sessiz ve çok daha eski bir şey...Bu bölümde nörobiyoloji, travma bilimi ve derin psikolojinin kesiştiği o karanlık noktaya gidiyoruz. Zihnin ve bedenin, neden tam olarak sana zarar verecek kişiyi mıknatıs gibi çektiğini konuşuyoruz.Benimle iletişime geçmek, sorularını sormak ya da düşüncelerini paylaşmak için: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; psikoloji bilimine ve güncel araştırmalara dayalı psikoeğitim amaçlıdır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Eğer ilişkilerinde tekrar eden örüntüler yaşadığını, duygusal olarak zorlandığını ve bunların günlük yaşamını etkilediğini fark ediyorsan, lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da ruh sağlığı uzmanına başvur.

Gözlerini kapattığında zihninde beliren bir yüz var mı? Seni sürekli hayal kırıklığına uğratan, anlayışsız, bencil, hatta zaman zaman zalim bulduğun biri... Peki ya o kişi senden başkası değilse?Bu bölümde çok farklı bir yolculuğa çıkıyoruz. Başlangıç noktamız 16. yüzyıl Venedik'i ve dünyanın ilk modern aynasını keşfeden Murano'lu bir cam ustası... Varış noktamız ise çok daha yakın bir yer: Kendi iç dünyan.Narsizmi yanlış anlıyoruz. Hepimiz yanlış anlıyoruz."Narsist" kelimesini bir silah gibi kullanan, etiketi yapıştırıp hesabı kapatan ve kendini temize çıkaran bir çağda yaşıyoruz. Oysa asıl soru hiç sorulmuyor: Ben bu ilişkide nasıl bir insanım?Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Narkissos gerçekte kendini sevmiyor muydu? Narsizm aslında nedir ve ne değildir? Büyüklenmeci, gizli, kötücül, toplumsal ve iyi huylu... 5 farklı narsist maskesi nasıl tanınır? Gaslighting nedir ve farkında olmadan sen de mi yapıyorsun? Duygusal aynalama nedir, çocukluk yaraları narsizmi nasıl şekillendirir? Empati gerçekten öğrenilebilir mi? Ve en önemlisi: Eleştirildiğinde büyüyor musun, yoksa zırhını mı kalınlaştırıyorsun?Sorularını ve düşüncelerini benimle paylaşmaktan çekinme: groups.mustafacay@gmail.comÖnemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca genel psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizle ya da sevdiklerinizle ilgili psikolojik bir endişe yaşıyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatristten profesyonel destek alın.